Bugüne kadar çektiğim videoların içinde en zorlandığım video bu oldu. Çünkü tam olarak hakim olmadığım bir konuda video yaptım.

 İyi seyirler :)




 Benden önce annem alıp okudu. Annemin pek hoşuna gitmedi. Umarım annemle aynı görüşleri paylaşmam :)



  Aslında pek fazla bir şey söylemeye gerek duymuyorum. Yazar Judith McNaught sonuçta :) 

  Mutluluku yazarımızın diğer kitapları gibi elime aldığımda bırakamadım. Koskoca 550 sayfalık kitap hemen bitiverdi. 

  Kitapta en sevdiğim özellik kızımızın kafasına koyduğunu yapmasıydı. Bu tarz güçlü kadın karakterlere bayılıyorum.

  Erkek karakterimiz Ian ise beni çileden çıkardı. Adam ne kadar zeki olursa olsun ön yargılarıyla her şeyi batırıp durdu. Bir kere bile zavallı kızcağızı dinlemedi. Hele bir de zeki olmayıp olayları çabuk kavramasaydı kafayı yerdim herhalde.

   Kitabın içeriğini çok beğensem de o kapak beni okurken çok rahatsız etti. Bari kapağa birini koyuyorsunuz adam akıllı karakterlere benzeyen birini koyun kardeşim. Kitaptaki kız sarışın ama kapaktaki kız esmer! Bu tür detaylar beni çok rahatsız ediyor.


PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:





  Bu kitabı geç okuyorum diye pek azar işitmiştim :D Kitabı okuduktan sonra bu azarların ne kadar yerli olduğunu anlıyorum. Bu kitap okunmaz mı! İlk defa bir tarihi aşk kitabını bu kadar çok sevdim.

  Yazarımızın daha önce günümüz aşk kitabını okumuştum ve biraz hayal kırıklığına uğramıştım.  Şimdi neden bu kadar çok hayranı var anlıyorum. Yazar kitap yazmamış, bildiğin destan yazmış.  

  Tarihi aşkları okuduğumda bir süre sonra unuturum. Diğer tarihi aşklarla birbirine karıştırırım. Düşler Krallığından sonra asla unutmayacağım ikinci tarihi aşk kitabı  Gelin olacak.

  Kitap harika ama anlaşılan yayınevi kitabı pek önemsememiş gibi. Çünkü çeviri o kadar baştan savma ki! Çoğu zaman kim konuşuyor yahu diye şaşırdım. Saçma yapan yerlerde - konuşmanın ortası gibi- yeni bir paragrafa geçilmiş. Normalde bu tür çeviri hatalarını çakmam bile. Eğer ben bile bu kadar rahatsız oluyorsam diğer okuyucuların vay haline.

  Buna rağmen okunur mu demeyin bu kitabın yarısı çevrilmemiş olsa yine okurdum. Bir sonraki alışverişimde yazarın diğer tarihi aşk romanlarını da alacağım.
Alın Okuyun Ve Okutturun !


PUANIM:


Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:


Görüldüğü gibi hala Bir Geyşanın Anılarının etkisindeyim :)
 


 Annem eline aldı ve bitirmeden elinden bırakamadı. Hal böyle olunca bende bu kitabı okumayı ertelemeyeyim dedim. Umarım Gelin yazarın günümüz aşk kitaplarından daha kaliteli çıkar.



  Daha önce filmini izlemiştim ve hayran kalmıştım ama kitabına karşı çok ön yargılıydım. Çünkü Japon kültürü hakkında hiçbir şey bilmediğim için anlamayacağımdan korkuyordum.

  Beklediğin gibi anlamadığın yer oldu mu diye sorarsanız hayır olmadı. Bu belkide filmini izlemiş olmamdan kaynaklanıyor  olabilir, bilemiyorum. 

  Yazar harika bir anlatım sergilemiş.  Kitabı okurken kendimi o kadar çok kaptırdım ki sonunda karakterlerin kurgu olduğunu öğrendiğimde büyük şok yaşadım. Ancak bir Geyşa o dünyayı bu kadar iyi anlatabilir diye düşünüyordum. Çünkü tanımadığım bir yer hakkında o kadar iyi tasvirler yapılmıştı ki sanki zaman zaman o sokaklarda yürüyormuşum gibi hissettim.

  Bu kitabı sevmemin en büyük sebeplerinden biri de saçma sapan mutlu sonlarla veya çok hüzünlü sonla bitmesi yerine gerçek yaşamda karşılaşabileceğimiz gibi hem iyi hemde kötü yönlerini görebileceğimiz oldukça mantıklı bir sonla bitmiş olması.

  Bu arada kapağını çok beğendiğimi söylememe gerek yok sanırım :D

  Bir Geyşanın Anıları beni çok etkileyen ve ara ara dönüp tekrar sayfalarını karıştıracağım bir kitap. Ve tabi ki gözüm kapalı herkese tavsiye ediyorum.

PUANIM:


 Bir ara iki romanı bir arada  okumayı denemiştim de başaramamıştım. Bu sefer önlemimi aldım ve kitap seçimlerinde dikkatli davrandım :)

 Eskici Ve Oğulları beklediğim gibi ağır ilerleyen, güzel bir kitap. İkinci kitap Gizlenen Tarih ise tarihi, eşya kişi ve yerleri konu alan araştırma kitabı. Birkaç sayfada bir şeyi inceliyor. Haliyle birkaç sayfa okuduktan sonra aklım Gizlenen Tarihte kalmıyor ve Eskici Ve Oğullarını okumaya devam edebiliyorum :D



   Ejder Serisi benim en sevdiğim serilerden biri.O yüzden kitap yorumuna başlamadan önce seriden biraz bahsetmek istiyorum. Öncelikle bu seriden çok fazla şey beklerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız .Evet, çok eğlenceli ama bir ateş serisi gibi bağımlılık yapan bir seri beklememelisiniz. Bu seride benim beklediğim bolca eğlence.  

 Kitabımıza geçecek olursak bu kitap serinin diğer kitaplarından birkaç tık aşağısındaydı. Bunun en büyük sebebi kitapta kopuklukların olmasıydı. Biz Gwenwael'in kitabını okumayı beklerken sürekli Annwyl'in sarayına gittik geldik.  Hele kitabın sonlarına doğru sadece Annwyl'den bahsedildi. Yazar ilk kitapta yeterince bahsedemediğini mi düşündü bilmiyorum ama bu durum beni çok rahatsız etti. 

 Gwenvael beklediğim gibi beni bolca güldürdü. Söz konusu Gwenvael olunca gülmemek elde değil zaten. Kitabın konusu hakkında hiçbir fikre sahip olmayan annem bile arka kapak yazısını okuyunca güldü. 

 PUANIM:

 Okurken Dinlediğim Müzik:
  
Kitapla alakasız bulduğum bir müzik.  Ama okurken bunu dinledim. gerçi söz konusu Amy Lee olunca her yer ve her durumda dinleyebilirim :)

 İlk kitap benim çok sevdiğim bir yazar olan Judith'e ait İçinde Aşkı Saklı. Bu kitabı uzun süredir okumak istiyordum.Öncelikle İçinde Aşk Saklı diğer Judiht kitaplarına göre bir tık daha aşağıdaydı.Tabi yine ayılıp bayılarak okudum orası ayrı.

 Judiht öyle gıcık bir erkek karakter yaratmış ki okurken sinirlerimi zıplatıp durdu. Okumayanlar için bir şey söylemeyeceğim ama okuyanlar hangi bölümlerde sinirlendiğimi anlamıştır zaten.

   Bu arada hemen Vikipedi'den yararlanarak birkaç şey söyleyeyim.Westmoreland Serisi'nin ilk kitabı İçinde Aşk Saklıymış. ama ben ilk olarak Düşler Krallığını okudum. Hatta o kadar çok sevdim ki köpeğimin adını oradaki erkek karakterin adı olan Royce koydum :D

Serinin iki kitabı Türkçeye çevrilmedi.Türkçeye çevrilenlerden okumadığım bir kitap kaldı .Onu da kitap fuarında alacağım.

PUANIM:




 Bayrama girmeden önce bir video çekeyim dedim. Çünkü bayram bitimine kadar -maalesef- köyde olacağım için blogumla ilgilenemeyeceğim. Video diğer videolarıma göre kötü olabilir. Çünkü oruç oruç anca bu kadar konuşabildim :D 

 Okurken sizi bol bol güldüren kitapların adını benimle paylaşırsanız sevinirim :)




 Kitabı aldığımda sıradan bir tarihi aşk romanının beni beklediğini zannediyordum. Kesinlikle yanılmışım. Kitap birçok yönden diğer tarihi aşk romanlarından farklı. Öncelikle çok gerçekçi bir kurgusu var. Erkek karakter alışık olduğumuz gibi kusursuz biri değil. Tarihi aşk romanlarının birbirine benzer konularından sıkılıp farklılık arayanlar için iyi bir kitap. 

 Gecenin Prensi ile ilgili söylenecek birçok olumlu olumsuz yorum var ama benim ilk olarak söylemek istediğim şey tarihi aşk romanlarında görülebilecek en sinir bozucu kadın karakterin bu kitapta bulunması ! Spoiler vermemek için hangi hareketlerine sinir olduğumu söylemeyeceğim ama okurken kafamı yememe sebep oldu. Erkek karakterde yeni yetme oğlan gibi ben aşığım nidaları atarak etrafta dolaşması da ayrı bir mesele.

 Buraya kadarki yorumumda kitaptan nefret ettiğim  sonucuna varabilirsiniz ama öyle değil. Şimdi gelelim kitap hakkında sevdiğim yönlere. Birincisi konusunun diğer tarihi aşk kitaplarından çok farklı olması ( yine spoiler vermemek için ayrıntıya girmeyeceğim :D). Size çok saçma gelebilir bu neden ama içinde kurt içermesi benim kitabı daha çok sevmemi sağladı.

 Bunun haricinde kitabın çevirisinde beni çok rahatsız eden bir şey vardı. Kitapta Fransızca sözcükler ve cümleler vardı. İlk başlarda Fransızca sözcüğü/ cümleyi alt kısımda açıklamıştı. Kitap sorunsuz bir şekilde ilerliyordu. Kitabı okudukça 60 sayfa falan önce verdiği Fransızca cümle veya sözcüğü bir daha açıklamadığını fark ettim. Yahu Fransızca mı biliyoruz biz ? Veya 60 sayfa önce verdiğin Fransızca sözcüğü aklımız da mı tutacağız ? Hal böyle olunca kitabı okumayı durdurup yarım saat önceki sayfalara dönüp o cümlenin ne olduğunu bulmaya çalıştım. Bu kitaptan sürekli kopmama sebep oldu.

PUANIM:


 Ejderin Arzusu'nu incelediğimiz blog turunun son gününde herkese merhaba ! Blogumda kitap yorumunu okuyabileceksiniz ama önceki günler neler yapılmış öğrenmek için takvimimize göz atalım :)



Yorum:Serinin ilk kitabı olan Ejderin Aşkını çok beğenmiştim.Ejderin Arzusu'nun da  güzel bir kitap olacağını bekliyordum ama birincisinden de harika olacağını beklemiyordum.

 Bu kitapta ejderha ailesinden bol kendini beğenmiş Kudretli Briec ve onun aşık olduğu kızla olan maceralarını okuyoruz. Bierc'i ilk kitapta biraz görmüştük ve ben çok güleceğimi tahmin etmiştim. İlk kitaptan farklı olarak sadece ejderha ve onun aşkı hakkındaki olayları görmüyoruz.  Bu kitapta diğer kardeşleri de bol bol görüyoruz bu kitabın daha da eğlenceli olmasını sağlıyor. 

 Her kardeş ayrı bir dünya. Bir olayda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor ve birde üzerine ejderhaların yabaniliği eklendiğinden tadından yenmez bir kitap oluyor. 

 Kitabın sonunda kardeşlerin ortanca(ve en sapık ) olanı Gwenvael hakkında olacak 3. kitaptan kısa bir bölüm vardı. Bu beni çok heyecanlandırdı. Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum !

 Uzun lafın kısası bu seri favori serilerimden biri oldu bile. Üçüncü kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim :)

PUANIM:

Bu harika kitaba sahip olabilmek için çekilişe katılmayı unutmayın :)


a Rafflecopter giveaway
Birçok kişi kitap tavsiyesi istiyor ya da kitaplığımdaki tüm kitapların çok kötü olduğunu nasıl okuduğumu soruyorlar. Tabi ki kitaplığımdaki tüm kitapları ayıla bayıla okumadım. Arada büyük hayal kırıklığı yaratan kitaplar var. Bende bu iki soru için bir video hazırlayayım dedim.



Videomda çok severek okuduğum yedi kitabı anlatıyorum. Videoda söylemeyi unuttuğum birkaç şey var.Onları da buraya ekleyeyim ki videoyu izlerken bu kız ne diyor demeyin :D

Pegasus Yayınlarının Cevabı:"Merhaba Tuğçe; Yayın takvimimiz çerçevesinde yayımlanacak. Tarih konusunda önceden bilgi veremiyoruz. İlgin için teşekkür ederiz."

Dönüşüm Serisi Hakkındaki Yazım: TIKTIK.

Gece Avcısı Serisi Hakkındaki Yazılarım:  Gece Avcısı Serisi tıktık.




Aşkın Kollarında'yı incelediğimiz blog turumuzun ikinci gününde herkese merhaba! Blogumda kitap yorumumu okuyabilir ve ya sonra neler olacağını okuyabilirsiniz. Ön okuma, alıntılar ve daha fazlası için diğer blogları ziyaret etmeyi unutmayın :)

YORUM:Uzun zamandır tarihi aşk romanı okumuyordum. Uzun bir aradan sonra böyle kaliteli bir tarihi aşk romanıyla açılışı yapmak gerçekten çok iyi geldi. Baştan sonuna kadar harika bir kitaptı. İnsanın okudukça okuyası geliyor. Bitince de haliyle hüsrana uğruyor.

 Clara iyi bir eş bulmak için Amerika'dan İngiltere'ye ablasının yanına geliyor. Bir gün gideceği balonun davetiyesini başka bir balonun davetiyesiyle karıştırır ve orada yakışıklı Seger'a gönlünü kaptırır. Ne yazık ki kendisiyle evli onca adamın arasında gönlünü yanlış kişiye kaptırdı. Çünkü Seger hovardanın teki !

 Clara'nın azmi çok hoşuma gitti. Ben şurada naz yapmaya çekileyim de yakışıklı adam yanıma gelip aşk-ı ilan etsin diyen çıtıpıtı kızlardan değildi. Gitti adamı balo balo takip etti. 

Her kitapta olduğu gibi burada da bir ( aslında iki :D ) kötü vardı. Teyze yeğen Clara'yla kafayı bozmuşlar. Zavallı kızın başına getirmedikleri şey kalmadı. Bu iki pislik yüzünden okurken sık sık sinir krizleri geçirdim. 

Uzun lafın kısası ben bu kitaba bayıldım. Seri olduğunu öğrenince de çok mutlu oldum. Serinin birinci kitabını da en kısa sürede okuyacağım :)


PUANIM:


YA SONRA:
Serinin devamında bildiğiniz gibi Adele’in hikayesi var. Adele’de mutlu evlilik yapan ve bu yolla unvan sahibi olan ablalarının izinden bir sonraki sezon Londra’nın yolunu tutar;

Ve kendisine teklifle gelen ilk lorda “Evet” demiştir. Ve niçin onunla evlenmesin ki? Kibar, dürüst ve kesinlikle hiç duygulu değildir.
Baron Alcester, vahşi, uzun boylu ve gizemli kuzeni Damien Renshaw’a hiç benzemez. Görüşen o ki; Adele Damien’den etkilenmiştir, benden söylemesi… Ancak, Damien eğer, kuzeni ile evlenecek olan Adele’i baştan çıkartmaya çalışsa Adele için bu durum daha kolay başa çıkması daha kolay olacaktı. Ama Damien, Adele karşı koyuyor ve tabii ki; bu düzgün ve uygun davranışları onu daha da karşı konulamaz yapıyor. Damien belli ki; Adele’in içindeki çılgın ve tutkulu tarafı meydana çıkartıyordu.
Kader aşk hakkında, Adele’e bir ders mi vermeye çalışıyordu?

Küçük bir alıntı…
Damien kütüphanenin kapısını açtı, boş olduğundan emin olmak için içeri bir göz attı ve sonra Adele’i içeri sokarak, kapıyı yavaşça kapattı.
“Yalnız başımıza,” dedi Adele, koyu renkli ahşap kaplı odayı geçerek, pencerenin önünde durdu “burada olmamalıyız.”

En sonunda konuştuğunda, sesi derin ve kontrollüydü. “Gitmeden önce Size bir şey söylemeliyim.”

Adele doğru bir adım attı. “Harold ile evlenmeniz gerektiğine kesinlikle emin misiniz?”
Şaşkına dönmüş bir biçimde ona baktı. Bu Adele’in duymayı beklediği şey değildi. Ve niçin ona bunu soruyordu? Emin olmadığı yönünde onu ikna mı etmek istiyordu? Damien onun için dövüşmeye istekli miydi? Harold yerine onun gelini olduğunu düşündü ve bir yanı çılgınca bunun olabileceği hissine kapıldı; sevilebileceğine, gerçekten sevilebileceğine karanlık ve çılgın şövalyesi tarafından.

“Aramızda olanları acaba Harold’a söylemeli miyim diye saatlerce düşünerek kendimi paraladım.” Dedi Damien.
Adele bu ima karşısında şaşkınlıkla gözlerini kırptı.
“Endişelenme” diyerek devam etti. “Kendimi rahatlatacağım diye onu üzecek bir şeyi kesinlikle yapmam. Ancak, onu korumak için onu üzebilirim.” Odada bir aşağı bir yukarı dolaşmaya başlamıştı. “Kadınlar konusunda oldukça tecrübesiz o, Adele; masum ve naif. Nasıl bir eş olacaksınız ona?”

“Damien, bağlılığım konusunda kendimle gurur duyarım ve evlilik yeminimi kesinlikle hafife almayacağım.”
“Ama Sizi öptüğümde, Siz de beni öptünüz.” Adele çenesini dikleştirdi. “Belki düşündüğünüz kadar, güçlü değilsinizdir” Damien bir adım daha ona doğru yaklaştı. “Ve bu beni endişelendiriyor. Annem babama karşı sadakatini koruyamadı ve evlilikleri son derece kötü bitti.”

“Ben hiçbir zaman sadakatsiz bir eş olmayacağım.” Dedi Adele.
“Bir yanım güçlü olmamanı umuyor, Adele.”

“Bütün bunlar, eğer senin hakkında kötü düşünebilseydim, katlanılması çok daha kolay bir hal alırdı.” Damien arkasına bakmadı. Lafını bitirdi ve odadan çıktı.

 Diğer Bloglara göz atmayı unutmayın ;)

14 Mart 2013

Yazar Tanıtım – http://kitaptelvesi.blogspot.com 
15 Mart 2013
Alıntılar – http://asabibakire.blogspot.com ve http://kahvekokulukitap.blogspot.com
Farklı Bloglara Gezi - http://gokkusagindakisonrenk.blogspot.com
Film olsaydı – http://tugceninkitapligi.com
Ya Sonra – http://kitapasigi.blogspot.com
Kitap Yorumu – *9 Blog Birden



İki şanslı okuyucumuz blog turumuzun sonunda  Aşkın Kollarında kitabının sahibi olacak. Konuşan Kitaplar ile blog turu etkinlikleri çerçevesinde bu kitabı kazanmak için yapmanız gereken çok basit; bloguma yorum bırakarak ya da  aşağıdaki rafflecopter‘i email adresiniz yada facebook hesabınız ile kullanarak çekilişe katılabilirsiniz.

a Rafflecopter giveaway

 Uzun zamandır kütüphaneye gidemiyordum. Proje ödevim için Farabi'yi anlatan bir kitap almak için gittim. Tabi uzun süredir gitmediğim için çıkmam pek kolay olmadı =) Gitmişken bir kitap daha alayım dedim ve Macbeth de benimle eve geldi. 

 Proje ödevimi bilgisayara bön bön bakarak değil de kitap okuyarak yapabileceğim için çok mutlu oldum :)

 Normalde bir kitap ne kadar sıkıcı gelirse gelsin inat edip sonuna kadar okurum. Ama bu aralar bunu yapma lüksüne sahip değilim. Çünkü kitap okumaktan taviz verip teste gömülüyorum. Hal böyle olunca da okuduğum kitapların akıcı olmasına dikkat ediyorum. 

 Düşesi büyük bir hevesle almama rağmen beklediğim gibi ilerlemiyordu. Zaten aşk kitabı beklemiyordum ama bu kadar durgun olması da beni bezdirdi. Olacakları önceden tahmin etmem de ayrı bir problem... Kötü bir kitap diyemem çünkü daha yarısına bile gelmedim ama bu sıralar okuyabileceğim bir kitap değil. Boş zamanım olduğunda tekrar başlayacağım.

Okuoku'dan yaptığım alışverişte İskoçyalı'nın Gelini'ni sipariş etmiştim ama bana yanlışlıkla İskoçyalı'nın Kollarında'yı göndermişler. Bende sırf bu kitap için tekrar kargoyu göndermeye üşendiğim için bir şey demedim. 

Mairin Suart büyük bir mirasın sahibidir ve peşinde o mirasa sahip olmak isteyen dolu kişi var. En hırslı olanı ise Duncan Cameron'dır.  Birkaç yıldır kilisede saklanan Mairin'in yerini Duncan Cameron öğrenir ve o kiliseye adamlarını yollar. Adamlar Mairin'i kiliseden zorla kaçırırlar ve Duncan'a götürmek üzere yola çıkarlar. Yolda mola verdiklerinde küçük bir çocuk atları çalmaya çalışır ama yakalanır. Adamlar tam çocuğu dövecekken Mairin çocuğun önüne atlar. Adamlar da uğraşmak istemediği için seslenmezler. Çocuk Mairin'e adının Cispin olduğunu ve ikisininde kurtulacağını söyler. Kaleye vardıklarında Duncan hemen Mairin ile evlenmeye kalkar. Mairin evet demeyince onu çok kötü döver. Mairin'in bu haline acıyan bir hizmetçi Mairin ve Crispin'in kaçmasına yardım ederler.

Maririn McCabe kalesine vardığında Ducan'ın dayağı yüzünden bayılmak üzeredir. Ewan McCabe Mairin'in üzerinde Duncan'ın renklerini görünce sinirlenir ama sonra oğlunu kurtardığını öğrenince Mairin'i kalesinde ağırlamaya karar verir. Mairin ilk başta kendisiyle ilgili birşey söylemek istemese de Ewan'ın Mairin hakkındaki gerçekleri öğrenmesi uzun sürmez. Ewan Mairin ile evlenerek hem klanının ihtiyaç duyduğu büyük servete kavuşabilir hemde Duncan'dan intikamını alacaktır.

 Aslında kitapta pek fazla görünmese de benim dikkatimi Ewan'ın kardeşi Alaric çekti. Belki bu kitap seridir ve Alaric ile ilgili bir kitap da vardır diye umut ettim ama maalesef yokmuş. Tarihi aşk kitaplarındaki erkek karakterlerin size kendini hayran bırakması gerekir ama Ewan için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hatta yer yer sinir oldum. Kahraman olmasına rağmen bana çok yüzeysel geldi. Mairin için aynı eyi söyleyemeyeceğim. Okurken sık sık  gülümsememe sebep oldu. Yerine göre tam bir şeytan olurken bazı durumlarda saflığı gülme krizlerine girmeme neden oldu. 

NOT: Fotoğraftaki silgi kalıntılarını görmezden gelin :)

PUANIM:


  Kitabın yarısındayken bu kitabı asla sevemeyeceğimi düşündüm. Özellikle erkek karakter Falcon sinir krizine girmeme sebep oldu. Ama kitap hakkındaki düşüncelerim kitabı bitirdiğimde farklı bir boyuttaydı. Karakterler çok gerçekçiydi. Falcon karakterine sinir olmamın sebebi diğer tarihi aşk romanlarındaki karakterlerden farklı olarak zayıf yönlerinin bulunmasıydı.  

  Diğer tarihi aşk kitaplarından farklı olarak konunun işlendiği dönem hakkında çok bilgi veriyordu. Özellikle o dönemde kadınların bir mal konumunda olmasını fazla dramatize etmeden anlatması çok hoşuma gitti. Kitapta Yurtsuz John ve Robin Hood'da var. 

  Tarihi aşk sevenlerin ve aşırı tenselliğin olduğu kitaplardan rahatsız olmayacağını düşünenlerin okuması gereken bir kitap. Birçok kişi tensellikten dolayı kitabı beğenmediğini söylüyor. 

Arka Kapak: Jasmine beyaz kısrağı ve sarı saçlarıyla bir erkeği arzudan kıvrandıracak kadar güzeldir.Ancak Kral Richard'ın üvey kardeşinin menekşe gözlü aşk çocuğu, hiçbir erkeğin onun kalbine girmesine izin vermeyeceğine dair ant içmiştir. Ta ki Jasmine bir gün kristal küresinde onun yüzünü görünceye dek: Esmer bir şövalye kollarını açmış, onu beklemektedir. Jasmine, Falcon'un hipnotize edici bakışları ve yakıcı öpücüklerinden kendini korumak için şehvete susamış bir hükümdar ve sefahat düşkünü maiyetini bile karşısına almaktan çekinmeyecektir.

Kan ve kılıçla yaşayan, tehlikeli derecede yakışıklı Falcon de Burgh bir kadınla evlenebileceğine asla ihtimal vermemektedir - ne var ki zarafeti dillere destan Jasmine'le bir kez bakışması yeterli olur.Şimdi onun söz dinlemez kalbini fethetmenin zorluğuna rağmen ona bir erkeğin bir kadına aşık olmasının harikulade yollarını öğretme hevesi içindedir. Ve şiddetli arzuları tek tek saklandığı yerden çıkmaya başlar...