"Bu kitap şahsıma münhasırdır,
Yani umduğunuz kitap olmayabilir.
CRK"

 Yazarın kitabın başında uyardığı gibi beklediğiniz gibi bir kitap olmayabilir. Yani en azından benim için öyle oldu. Arka kapak yazılarını okumadığım için kapağına bakarak herhalde bir genç yetişkin romanıdır diye düşünmüştüm ama değil. Daha karanlık ve bol bol psikolojik ögelerin olduğu bir kitap. Haliyle bu güzel kapağa bayılsam da biraz daha karanlık bir kitap içeriğini daha iyi yansıtırdı diye düşünüyorum. Sadece kapağa bakıp benim gibi hareketli bir kitap beklentisi içerisine girmeyin.

  Ayrıca alışık olduğumuz hemen okunup bitecek kitaplardan bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Çünkü bu kitap kesinlikle sindire sindire okunmalı.

Boğulan Kızı ilgi çekici kılan en önemli şey kahramanımızın şizofren olması. Yani kahramanımızın dedikleri gerçek mi yoksa değil mi bir türlü anlayamıyorsunuz ve bir süre sonra okuduğunuz her şeyden şüphe duymaya başlıyorsunuz :)

 Kitap çok ilgi çekici bir şekilde başlıyor ve güzel bir sonla bitiriyor ama gelişme için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Gelişme bölümünde ciddi bir tıkanıklık olduğunu düşünüyorum. Hatta bir ara konuyu cidden unuttum. " Kitapta neler oluyor?" diye düşünmeye başladım. Sonunda her şey açığa kavuştu tabi.

 Yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Tamam, gelişme bölümü iyi olmasa bile yazar gerçekten güzel bir son yazmış. 

PUANIM:




 Sonunda okumaya başlayabildim. Şu anda 23. sayfadayım. Yazar okuyucuyu nasıl meraklandıracağını iyi biliyor. Şimdiden kafamda birçok soru oluştu.


Uzun zamandır bu kitabı alıp okumak istiyordum ama tam sipariş edecekken son anda karar değiştirip başka kitap aldım. Ne zaman sevgili Büyülü Ayraç ile kitap takası yaptım işte o zaman bu kitabı geciktirmekle ne büyük bir hata yaptığımı anladım.

 Sağdan Birinci Mezarı bitene kadar elimden bırakamadım. Öyle ki "Okumaya Başladım" yazısını bile yazamadım.

 Kitabı okumaya başladığımda kafamda birçok soru dönüp dolaşıyordu. Çünkü yazar karakterimiz Charley nedir ne değildir açıklayana kadar canım çıktı. Tamam bu süre uzun değildi. Yani kitabın yarısına kadar falan sürmüyordu. İlk 10-20 sayfa için geçerliydi. Ama diğer fantastik romanlarda karakterin bilmediği bir şeyi bilmemek biraz garip geldi. Tabi bu kitaba kendimi daha çabuk kaptırmama da sebep oldu.

 Kitabın en sevdiğim özelliği kadın karakteri sevebilmem -ki bu çoook nadir olur. Karakterimiz Charley oldukça güçlü bir karakter. Peki dolu güçlü karakter var. Neden Charley? Çünkü Charley güçlü olmanın yanında insani özellikleri de bol bol barındırıyor. Yeri geldiğinde oturup hüngür hüngür ağlayabiliyor. Bazı kitaplardaki gibi bana bir şey olmaz, ben yıkılmam havalarında değil yani.

  Birde Reyes var. Ah Reyes Ah! Kitabın sonuna kadar ne ayak olduğunu anlayamadım ama kitapta her göründüğünde heyecanım tavan yaptı. İyi mi kötü mü ne olduğu belli olmayan karakterlere karşı bir hayranlığım var galiba benim.

 Şu anda bomba gibi bir seriye başlamanın mutluluğunu yaşıyorum. Şu sınav saçmalığı biter bitmez serinin ülkemizde çıkmış olan iki kitabını alacağım :)

PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:



 Bu seriye veda ederken ağlayacağımı, kitabı bitirdikten sonra birkaç gün boyunca kitabı kafamda evirip  çevireceğimi düşünüyordum ama öyle olmadı. Son kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. 

 Yazarın diğer kitapları bir sonrakinden daha güzel olduğu için böyle düşünüyordum ve bomba gibi bir son bekliyordum.

 Beni en çok rahatsız eden şeyle başlamak istiyorum. Bu ne diye soracak olursanız Aşk Üçgeni. Diğer kitaplarda gayet dozunda verilen aşk üçgeni Liderde oldukça abartı seviyedeydi. Sürüler birbirine girmiş, etraf kan göleti olmuş. Bizimkilerin aklıysa aşkta. Haliyle bu durum baydı.

 Faythe bu kitaba kadar çok sevdiğim nadir kadın karakterdi. Liderle bu özelliği kaybetti. O kadar kendini beğenmiş davrandı ki tüm sevgimi alıp götürdü.

  Şimdi bu kadar saydırdım ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler. kitap kötüydü ama serinin geneline bakınca iyi bir seriydi. Okuduğum için pişman olmadım ama şu final kitabı daha iyi olabilirdi sanırım.

PUANIM:
Sırf dövüş sahneleri için verdim bu puanı. Yoksa ikiden fazlasını vermezdim.




Okumaya kıyamıyorum resmen. Bir başlayayım dedim. 160. sayfaya gelivermişim. Bu seriye veda etmek çok zor olacak :(



   Ejder Serisi benim en sevdiğim serilerden biri.O yüzden kitap yorumuna başlamadan önce seriden biraz bahsetmek istiyorum. Öncelikle bu seriden çok fazla şey beklerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız .Evet, çok eğlenceli ama bir ateş serisi gibi bağımlılık yapan bir seri beklememelisiniz. Bu seride benim beklediğim bolca eğlence.  

 Kitabımıza geçecek olursak bu kitap serinin diğer kitaplarından birkaç tık aşağısındaydı. Bunun en büyük sebebi kitapta kopuklukların olmasıydı. Biz Gwenwael'in kitabını okumayı beklerken sürekli Annwyl'in sarayına gittik geldik.  Hele kitabın sonlarına doğru sadece Annwyl'den bahsedildi. Yazar ilk kitapta yeterince bahsedemediğini mi düşündü bilmiyorum ama bu durum beni çok rahatsız etti. 

 Gwenvael beklediğim gibi beni bolca güldürdü. Söz konusu Gwenvael olunca gülmemek elde değil zaten. Kitabın konusu hakkında hiçbir fikre sahip olmayan annem bile arka kapak yazısını okuyunca güldü. 

 PUANIM:

 Okurken Dinlediğim Müzik:
  
Kitapla alakasız bulduğum bir müzik.  Ama okurken bunu dinledim. gerçi söz konusu Amy Lee olunca her yer ve her durumda dinleyebilirim :)

 Herkese Merhaba! Bugün  bayıla bayıla okuduğum Araf kitabını çekilişle iki kişiye hediye edeceğim :) Benim Araf hakkındaki düşüncelerime göz atmak isterseniz buraya tıklayın.

KitapTanıtımı:

IŞIĞIN OLDUĞU YERDE, KARANLIK DA VARDIR.

Nina, babasının ölümüyle kendisini Providence’ta varlığından hiç haberdar olmadığı bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Babasının cenazesinin olduğu gün otobüs durağında tesadüfen karşılaştığına inandığı çekici, karşı konulamaz Jared ile yakınlaşmasıysa Nina’nın hayatını tamamen altüst eder.



Jared ile Nina’nın birbirlerine âşık olmaları işleri tamamen zora... sokar. Jared, Nina’yı sadece babasının düşmanları olan insanlardan değil, kendi soyundan olan yarı meleklerle Cehennem’deki Şeytanlar’dan da korumak zorunda kalır. Jared ile Nina’nın birlikte olabilmek için kaderlerine karşı gelip düşmanlarını alt etmeleri gerekir.

Tatlı Bela ve Ayaklı Bela romanlarıyla olay yaratan Jamie McGuire, bu kez farklı bir seriyle karşımıza çıkıyor.

Providence üçlemesinin ilk romanı Araf, devamını merakla bekleyeceğiniz fantastik bir aşka sahne oluyor.
 


Bol Şans :)


 Jamie McGuire Tatlı Bela'dan sonra bizi hiç hayal kırıklığına uğratmadan harika bir kitap olan Araf ile karşımızda!  Yazarımız birbirinden oldukça farklı huylara sahip erkek karakterleri bize sevdirmeyi başarıyor. 

 Tatlı Bela'yı okuyup Travis gibi asi birini bekleyenler çok şaşıracaklar. Hayal kırıklığına uğrayacaklar demiyorum çünkü "Travis Travis !" diye bağıranların hepsi bu kitaptan sonra Jared diye deli divane olacaklar.

 Daha önce hiç meleklerle ilgili bir kitap okumamıştım. Bunun sebebi arkadaşımın elinde gördüğüm Fısıltı adlı Alacakaranlık'ın kopyalanıp melek versiyonuna dönüştürülmüş kitabı görmemdi .Haliyle bir önyargı oluştu bende. Araf'tan sonra meleklerle ilgili kitaplara bakış açık değişti :D

 Yazarımız Tatlı Bela'da gördüğümüz üzere konuyu üniversiteli bir kızın etrafında oluşturmuş. Tabi  Bu üniversiteli kızımın kendisinin bile bilmediği tehlikeli bir hayata sahip. Ne diyorsun diyenler için gidin kitabı okuyun . SPOİLER YOK :D

PUANIM:


 Okulda teneffüslerde ara ara okurum diye yanımda götürmüştüm. O kadar sardı ki derslerde gizlice okudum.  Bu tempoda giderse Araf beni kendine hayran bırakacak!



 Kitabın kapağını açar açmaz bambaşka bir dünyaya sürüklendim ve kitap bitene kadar gerçek hayattan koptum. Elimden bir türlü bırakamadım. Ben nereye gittiysem Yıkılan Krallıkları da götürdüm.

 Yazarın hayal gücüne hayran kaldım. Harika bir hayal gücü var ve bu hayal gücünü kağıda dökmekte çok başarılı. Morgan Rhodes biz okurları götürdüğü dünyada her şey farklı ama kitabı okurken hiçbir zorluk yaşamadım. Ayrıca bu tarzda yazılan birçok kitap gibi ağır ağır da ilerlemiyor. Okurken bir sonraki sayfayı çevirip neler olacağını öğrenmek için can attım.

 Yıkılan Krallıklarda üç krallığın mücadelelerini görüyoruz. Kitap her ne kadar fantastik olsa da devletlerin arasındaki diyaloglar oldukça akla yatkın ve günümüzdeki devletlerde bile görebileceğimiz bir şekilde işlenmiş. Bu da kitaba daha çabuk adapte olmamızı sağlıyor.

   Kapak ise tek kelimeyle MÜKEMMEL! Bu kapağa kötü diyecek insanoğlu yoktur herhalde :D

 Sonuç olarak Yıkılan Krallıklar bayılarak okuduğum ve gözüm kapalı önerebileceğim bir kitap :)

PUANIM:




  Herkese merhaba! Bu turumuzda DEX'ten çıkan Yıkılan Krallıklar adlı kitabı inceleyeceğiz.

 Turumuza bu güzel kitabı kazanmak için çekilişe katılmakla başlayalım :)

a Rafflecopter giveaway


 Bazı kitapları yorumlayamıyorum. Çünkü bir yerden sonra kendimi sadece sözcüklerle ifade etmekte zorlanıyorum sanırım. O yüzden Ateş Laneti yorumumu videolu yapmaya karar verdim :)

 Videoda adları yanlış söylemiş olabilirim. Zaten video şeklinde kitap yorumlayamamın en büyük sebebi yabancı isimlerin nasıl söylendiğini bilmiyor olmam :'(





 Zaman Temsilcisi kitabıyla hayal kırıklığına uğradıktan sonra bu kitaptan da ümidimi kesmiştim.Sonuçta bu da zaman yolculuğuyla ilgili bir kitap. Kitabı okumaya başladığımda iki kitabın asla kıyaslanamayacağını fark ettim. Yakut Kırmızı tek kelimeyle harika!

Ciltli kapakların iç kısmına hep bir şeyler
 yazmak istiyorum ama yazmaya kıyamıyorum.
 Gwendolyn akrabalarından bazılarının zaman yolculuğu yaptığı bir aileden geliyor. Kuzeninin zaman yolculuğu yapacağına kesin gözüyle bakıldığı için kuzeni küçüklüğünden geri eğitiliyor ve Gwendolyn tüm bunların dışında tamamıyla bilgisiz bir halde bırakılıyor. 

 Zaman yolculuğu yapan kişinin kuzeni değil de Gwendolyn olduğu ortaya çıkınca her şey altüst oluyor.

Her bölüm başında böyle güzel tasarımlı
kitap hakkında bilgi verici sözler vardı.
Gwendolyn harika bir karakterdi. Maalesef aynı şeyi kuzeni ve teyzesi için de söyleyemeyeceğim. Hele o teyzesi yok mu! Öyle teyze olmaz olsun. İnsan düşmanına bu kadar zulmetmez.  Kıskanç şey -_- En sevdiğim karakterlerden biri de Gwenny'nin en iyi arkadaşı Leslie oldu. Çok pozitif bir karakterdi. Ayrıca kitap boyunca hiçbir şeyden haberi olmayan Gwendolyn'yi bilgilendirmeye çalıştı. Umarım  serinin diğer kitaplarında daha aktif olarak görebiliriz.

Yazar kitabın sonuna ekstra bir bölüm eklemiş.
 Çok da iyi etmiş :D
 Ben her kitabın ayrı bir zaman yolcusunu işleyeceğini düşünüyordum ama kitabın sonuna bakarak bunun böyle olmayacağını söyleyebilirim. Çünkü daha açığa kavuşmayan birçok şey var. Gönül ister ki serinin diğer kitaplarını hemen alıp okuyayım ama maalesef bir sonraki kitap alışverişim aylar sonra olacak gibi görünüyor. O zamana kadar meraktan ölürüm herhalde :(

PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik


 Ne ara yarısına geldim anlayamadım. Çok hüzünlüyüm. Niye bu kadar çabuk bitiyor ki :( 

 Kedicik Türkiye facebook sayfasında ara ara alıntılar paylaşacağım. Kedicik Türkiye'de paylaşacağım alıntıları takip etmek için TIKTIK.



 Kitabı okumaya başladığımda Kara Serisine çok benzettiğimi söylemiştim. Ama bu benzerlik insanı rahatsız eden biri diğerinin çakması olan benzerlik değil. İki serininde tadı ayrı.

  Bu kitabı okumadan önce atlantis ile ilgili bir belgesel izlemişim. Kitabı bitirdiğimde terimler sözlüğünün arkaya konulduğunu fark ettim. Allah aşkına terimler sözlüğünün kitabın arkasında olduğunu nereden bilelim. Terimler sözlüğünü  kitabın başına koyacaksınız ki bilmediğimiz bir kelime olduğunda açıklamasının önde olduğunu bileceğiz.

 Konusu hakkında pek bir açıklamaya girmek istemiyorum. Kara serisinin içinde vampir yerine Atlantisli savaşçıların olduğunu düşünün. Bu arada kapaktaki adama da sinir oldum. Hiç kitaptaki adama uymuyor. Adamın kasları resmen "Ben spor salonunda yapıldım." diye bağırıyor.

 Kitabı beğensem de Martı yayınları bu kitapla  benden büyük bir eksi aldı. 

PUANIM:


 SONUNDA ATEŞ LANETİNİ ALABİLDİM !

 Şu anda benden mutlusu yok :D Videoda Acızık da Artemise sitem etmişim :P

 Siz okudunuz mu  ? Okumadıysanız okumayı düşünüyor musunuz ?




 Bir oturuşta 84. sayfaya geldim. Çok akıcı. Bana Kara Serisini hatırlattı. İlk görüşte vurulma olayı falan. Bakalım ilerledikçe düşüncelerim değişecek mi ?

  Siz şu anda hangi kitapları okuyorsunuz ?

 Atlantis'in Yükselişi'ni okuduysanız kitap hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?



 Aylarca bekledim. Neden bu kadar çabuk bitti ki :( Şimdi son kitabını kaç ay bekleyeceğim allah bilir. Harbi şaka maka en sevdiğim serilerden biri bitiyor. Çok hüzünlendim şimdi :(

 Bu kitap diğerlerine göre daha aşk doluydu. Yazar Marc- Jace-Faythe arasındaki aşk üçgenini gözümüze gözümüze soktu. Faythe'yi mal gibi bir Jace bir Marc dedi durdu. E o da haklı. İki tane harika erkek arasında kalmak zor olmalı. Ne ballısın be Faythe !

 Bu kitapta beni ağlatmadığı için sevgili yazarımıza çok teşekkür ediyorum. Yoksa ben yazarımızın sadist olduğunu düşünmeye başlayacaktım. Rachel okuyucuların hep acı çekip ağlamasını istiyor gibi görünüyor çünkü. 

 4. kitapta olan bazı olaylar yüzünden kitap pek buruk başladı. (Yazarın 4. kitapta yaptığı ihanete hala inanasım gelmiyor.) Sonrası bol sinir krizi. Okurken kendimi o kadar çok kaptırdım ki kitabı bitirene kadar sürekli " Ya yürü git başımdan zaten dertliyim." gibi sözler söyledim.

 kitap bittiğinde o kadar çok karmaşa vardı ki yazar nasıl bütün olayları bir çözüme kavuşturup seriyi bitirdi diye merak ediyorum. Umarım bu seri bittiğinde Pegasus yazarım diğer kitaplarını da çıkarır.

PUANIM:


 Köye giderken orada bol bol sıkılacağımı bildiğim için giderken yanıma okuyacağım dört kitabı aldım. Bunlardan alttaki üç kitap okundu. Dedektif Kurukafa ise akşama biter. Yakıda yorumlarım blogda olacak :) 


 Bayrama girmeden önce bir video çekeyim dedim. Çünkü bayram bitimine kadar -maalesef- köyde olacağım için blogumla ilgilenemeyeceğim. Video diğer videolarıma göre kötü olabilir. Çünkü oruç oruç anca bu kadar konuşabildim :D 

 Okurken sizi bol bol güldüren kitapların adını benimle paylaşırsanız sevinirim :)