Geçenlerde YouTube'da bu videoya denk geldim. Adam resmen benim hayalimde canlandırdığım Barrons. Nedendir bilmiyorum feci salakça bir sevinç içerisine girdim. Sonra bu adam kimdir nedir necidir diye araştırmaya koyuldum.  

 Bu beyefendi meğerse çok ünlü bir İngiliz modelmiş. 32 yaşında olan David Gandy bir sert baktığında daha da Barrons oluyor :D 




Bu videonun 2:24 den başlayıp 4:40 e kadar izleyin ne demek istediğimi anlayacaksınız :)



  Film çekildiğinde David  yerine abidik gubidik bir herifi seçerlerse izlemem o filmi. Zaten ne zaman okuyucunun isteğine göre oyuncu seçtiler ki :(

                                                                                                                                                                                                     

 Barrons olmasına engel olan tek şey maviş gözleri o da lensle halledilir =D Zaten David oyuncu olabileceğine dair sinyaller vermişti bir röportajında =D



 Sizce David Barrons olabilecek potansiyele sahip mi ? Bana göre fazlasıyla sahip de hehehe =D


 Neden yorumlama çabalarım diye sorarsanız ben bu seriyi yorumlayamıyorum. Çünkü söz konusu bu seri olunca kendimi kaybediyorum =D Bu yüzden adam akıllı yorum beklemeyin benden :P  Yoruma başlamadan önce eğer bu seriye başlamadıysanız bir an önce başlamanızı tavsiye ediyorum. Eğer yakınımda olsaydınız emin olun bu seriyi size zorla okuturdum =D

 Kitabımıza bakacak olursak Barrons her zamankinden daha gizemli (aynı zamanda hateşli, harika, kötü, serseri, iç gıcıklayıcı...) bir haldeydi. Seriyi okumayıp Barrons da kim diyenler size onu birkaç cümleyle anlatmaya çalışacağım. O kesinlikle sizin alışık olduğunuz sevdiği için her şeyi feda edip  sevdiceğinin yanına koşan bir adam değil. Çünkü onun birini sevip sevmediği belli değil. Zaten iyi mi kötü mü o da belli değil. Tamam tamam. Anlatmayı denemekten vazgeçiyorum ama size şu kadarını söyleyeyim. Bu adam DEHŞET MÜTHiŞ!!!


 Uzun süre beklediğim için midir nedir göz açıp kapayıncaya kadar kitabın sonuna geldim. O yüzden alıntı olarak sadece bir yeri işaret etmişim. Neyse hiç olmamasından iyidir değil mi ^.^


 
 Kapağı konusunda çok endişeliydim. Ama ben bu kapağa bayıldım. Her detayı harika.

Bir saçma yazının daha sonuna geldik :D Yukarıda dediklerimden bir şey anlamadıysanız (ki kesinlikle bu durum normal :D ) siz bu cümleyi dikkate alın.

 GİDİN VE BU SERİYE BİR AN ÖNCE BAŞLAYIN. BAĞIMLISI OLACAKSINIZ!

PUANIM:


Uzun süredir bloğumla ilgilenmiyorum.Bahar mı çarptı beni ?Cıks. Derslerim mi yoğun ? Hiç değil. Peki neden bloğunu ihmal ettin derseniz bana göre çok mantıklı bir açıklaması var(seriyi okumayanlar kesinlikle saçma bulacak =D ) 


 Bu aralar Rüya Ateşi'nden kafamı kaldıramaz durumdayım. Bunu yazarken bile aklım kitapta. bitmemesi için sürekli geriye dönüşler yaparak okuyorum.Buna rağmen yetmiş sayfa kaldı :'(

İşte bu kitap yüzünden blogdan bu derece koptum. Eminim seriyi okuyanlar beni anlıyordur. Bu arada okuduğum bir kitap da arada kaynadı. Uçabilen Kız'ı yorumlamak için açmıştım bu postu ama gördüğünüz gibi kitabı yorumlayabilecek bir ruh halinde değilim. Sadece çok beğendiğimi ve her yaşa hitap edebileceğini söyleyebilirim.

Not: Nisan ayında okuduklarım videosunu Mayıs'ın başında yapmadım ama eğer isterseniz yapabilirim :)

UYARI: Birkaç gün boyunca blogum ateş serisi tarafından istila edilecektir. Benden söylemesi ;)

 Uzun süredir alışveriş yapmıyordum. Bu alışveriş bana ilaç gibi geldi :D Videodaki hatalarımdan ötürü özür dilerim. Video çekerken heyecanlanmayacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum :(

 Alışverişimi okuoku sitesinden yaptım dememe gerek yok sanırım :) 
 İyi seyirler :)

  İntikam Ateşini uzun sürede okuyacağım diye bir karar almıştım. Tabi ki başaramadım. O kadar harika ki bitirince nasıl bir yorum yapacağımı bilmiyorum. Herhalde postta "müthiş" kelimesinden bol bir şey olmayacak :) Okurken kendimi o kadar çok kaptırmışım ki sonuna yaklaşınca sadece iki yeri işaretlediğimi görünce şaşırdım. neyse iki tane alıntı hiç yoktan iyidir değil mi =D

"En kötü anlarında hiç kimse iyi görünmez. Ama bizi biz yapan bu kötü anlardır. Ya güçlü bir şekilde dimdik dururuz ya da korku ve acıyla sineriz. Ya tecrübelerimizle olgunlaşıp zafere ulaşırız ya da sonu gelmeyen lanetli hatalar zincirine dolanıp mahvoluruz."

VEEE  okurken beni gülme krizine sokan bir alıntı =)

" 'Bir kavgaya mı karıştın? Hayır, bırak tahmin edeyim; yine yaralı bir köpek kurtardın, değil mi ?' dedim aksi bir tavırla.Bu geçen sefer kullandığı bahaneydi. 
'Burnum kanadı.'
'Burnu kanamışmış. Petunyama anlat sen onu.'
'Petunya?'
'Göt, Barrons. Götün teki derler ya hani.' "





 Uzun bir süredir okumamak için kendimle savaşıyordum. Ama maalesef bu savaşı kaybettim ve dün akşam okumaya başladım. Neden maalesef dedim ? Çünkü Ateş Serisinin geleceği çok perişanBu yazımda Ateş Serisini artık Artemis Yayınlarının çıkaracağını söylemiştim. Çok da üzülmüştüm. Çünkü Artemis'in kitap kapakları öyle bir parlıyor ki uzun süre bakarsanız kör olma tehlikeniz var. Diğer üzüldüğüm konu ise kitap boyutlarının farklı olmasıyla serinin kötü bir görünüme sahip olacağıydı. Ama artık yeter ki çıksın nasıl olursa olsun diyorum.

Hal böyle olunca bende serinin Türkçeye çevrilmiş son kitabını olabildiğince bekletmeye çalıştım. Dayanamayıp okumaya başladığım için elimden geldiğince geç bitirmeye çalışacağım.


 Kan Ateşi'nin son sayfalarına geldiğimde neden üçüncü kitabı da almadım diye kendime lanet okudum. O kadar heyecanlı bitti ki ! Kitap bütün olarak harika. Hiçbir kusur göremiyorum. Normalde kadın karakterlerde çoğunlukla eksiklik bulurum. MacKayla bu güne kadar okuduğum kitaplar içinde en sevdiğim kadın karakter oldu. Kitapta bir de Barrons var. Ah Barrons! Barrons  gibi karakteri daha önce hiçbir kitapta görmedim görebileceğimi de hiç sanmıyorum. Ne aşırı baskı yapıp sevdiği insanları boğuyor ne de serbest bırakıp sevdiği insanların zarar görmesine izin veriyor. Gerçi Barrons'un sevdiği bir insan var mı bilmiyorum. Bencil mi değil mi anlayamadım gitti.  Bu adam tam anlamıyla soru küpü. İki kitap boyunca Barrons hakkında öğrendiğim iki şey var.

1. Alfa erkek
2.Kesinlikle çok küfür ediyor.

 Karakterler hakkında günlerce yazı yazabileceğim için karakterler hakkındaki görüşümü burada kesiyorum.Kitabın konusunu da anlatmaya girişmiyorum. Çünkü kendimi kaptırıp ağır spoiler söyleyebilirim. Hiçbir seri bende bu derece bağımlılık yapmamıştı.


PUANIM:  


NOT:  Ateş Serisi hayran sayfasında bu müziğe rastladım. Dinlerden aklıma Barrons'dan başka bir şey gelmesi mümkün değil.







                                                                                                     

O kadar üzgünüm ki? Birkaç ay önce Ateş Serisi'nin ilk kitabı olan Karanlık Ateş'i almıştım. Keşke almasaydım. Zaten ikinci kitap olan Kan Ateşi'ni hiçbir yerde bulamamıştım. Zaten ben bu seriye başlamadan önce okuyucuların Epsilon Yayınları'nın bu seriyi önemsemediğiyle ilgili yorumlar okumuştum. Nereden bilebilirdim ki seri rezil olacak.




Öncelikle şunu söyleyeyim bu seri en kaliteli fantastik serilerden biri. Yani birçok seriden daha çok değer verilmesi gerektiğine inanıyorum. Ama maalesef öyle olmuyor.  Kapağı yenilenen serinin ilk iki kitabı tekrar basılacak. Bendeki ilk kitabın eski kapak olması beni çok üzdü. Çünkü apak berbat. Her şeyi gözardı edebilirim de o gül nedir öyle ya ! Kapak kitabın konusunu hiç yansıtmıyor.İkinci kitap olan kan ateşini hiçbir yerde bulamamıştım. En azından aldığımda onun kapağı güzel olacak. 

                                                


Madem bu kadar önemsiyorsun git kitabın yeni baskısını al dediğinizi duyar gibiyim. İşte asıl probleme geldik. Bu üç kitaptan sonrasını Artemis Yayınları çıkarmaya başlayacak. Yani bundan sonraki kitap kapakları rezil olacak. Ben Artemis Yayınları'nın hiçbir kapak çalışmasını sevmedim. Seven birine de rastlamadım. Durum böyle yani.

Bu arada bu seriyi fantastik sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Başlamak isteyenlerde ikinci baskıyı beklesinler. Sonra benim gibi üzülebilirler.





Karanlık Ateş bitti. Keşke bitmeseydi. Uzun zamandır bu kadar güzel ve akıcı kitap okumamıştım. Yazarın özgün bir konu işlemese de çok hoşuma gitti.Aslında bu kitaba daha erken başlardım ama kitabın kapağı beni durdurdu. okuduğumda anladım. Meğer kapakla kitabın konusunun zerre kadar alakası yokmuş. 

Konusuna gelirsek pembe düşkünü MacKayla'nın hayatı bir telefonun gelmesiyle altüst olur. Kardeşi öldürülmüştür ve katil bulunamamıştır.MacKayla kardeşinin katilini bulmak için İrlanda'ya gider ve hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını anlar. 


Ülkemizde üç kitabı çıkmış. Kitabı araştırırken okurların Epsilon Yayınları'nın bu kitaba önem vermediğinden şikayet ettiklerini görmüştüm. Umarım Epsilon Yayınları kitapları erken çıkarmaya gayret gösterir.

Siz ne okuyorsunuz ?