Bugüne kadar çektiğim videoların içinde en zorlandığım video bu oldu. Çünkü tam olarak hakim olmadığım bir konuda video yaptım.

 İyi seyirler :)




 Benden önce annem alıp okudu. Annemin pek hoşuna gitmedi. Umarım annemle aynı görüşleri paylaşmam :)



  Aslında pek fazla bir şey söylemeye gerek duymuyorum. Yazar Judith McNaught sonuçta :) 

  Mutluluku yazarımızın diğer kitapları gibi elime aldığımda bırakamadım. Koskoca 550 sayfalık kitap hemen bitiverdi. 

  Kitapta en sevdiğim özellik kızımızın kafasına koyduğunu yapmasıydı. Bu tarz güçlü kadın karakterlere bayılıyorum.

  Erkek karakterimiz Ian ise beni çileden çıkardı. Adam ne kadar zeki olursa olsun ön yargılarıyla her şeyi batırıp durdu. Bir kere bile zavallı kızcağızı dinlemedi. Hele bir de zeki olmayıp olayları çabuk kavramasaydı kafayı yerdim herhalde.

   Kitabın içeriğini çok beğensem de o kapak beni okurken çok rahatsız etti. Bari kapağa birini koyuyorsunuz adam akıllı karakterlere benzeyen birini koyun kardeşim. Kitaptaki kız sarışın ama kapaktaki kız esmer! Bu tür detaylar beni çok rahatsız ediyor.


PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:





  Bu kitabı geç okuyorum diye pek azar işitmiştim :D Kitabı okuduktan sonra bu azarların ne kadar yerli olduğunu anlıyorum. Bu kitap okunmaz mı! İlk defa bir tarihi aşk kitabını bu kadar çok sevdim.

  Yazarımızın daha önce günümüz aşk kitabını okumuştum ve biraz hayal kırıklığına uğramıştım.  Şimdi neden bu kadar çok hayranı var anlıyorum. Yazar kitap yazmamış, bildiğin destan yazmış.  

  Tarihi aşkları okuduğumda bir süre sonra unuturum. Diğer tarihi aşklarla birbirine karıştırırım. Düşler Krallığından sonra asla unutmayacağım ikinci tarihi aşk kitabı  Gelin olacak.

  Kitap harika ama anlaşılan yayınevi kitabı pek önemsememiş gibi. Çünkü çeviri o kadar baştan savma ki! Çoğu zaman kim konuşuyor yahu diye şaşırdım. Saçma yapan yerlerde - konuşmanın ortası gibi- yeni bir paragrafa geçilmiş. Normalde bu tür çeviri hatalarını çakmam bile. Eğer ben bile bu kadar rahatsız oluyorsam diğer okuyucuların vay haline.

  Buna rağmen okunur mu demeyin bu kitabın yarısı çevrilmemiş olsa yine okurdum. Bir sonraki alışverişimde yazarın diğer tarihi aşk romanlarını da alacağım.
Alın Okuyun Ve Okutturun !


PUANIM:


Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:


Görüldüğü gibi hala Bir Geyşanın Anılarının etkisindeyim :)
 


 Annem eline aldı ve bitirmeden elinden bırakamadı. Hal böyle olunca bende bu kitabı okumayı ertelemeyeyim dedim. Umarım Gelin yazarın günümüz aşk kitaplarından daha kaliteli çıkar.



  Çukurova Kitap Fuarının açılmasını aylar öncesinden beklemeye başlamıştım. Sonunda beklediğim gün geldi :) Bende çoğu uzun süredir merak ettiğim kitaplar aldım.

 İyi Seyirler :)


 Bu videoda kasım ayında okuduklarıma göz atacağız. Tabi ondan önce videolarımla ilgili bir açıklamada var.

İyi seyirler :)





 İlk kitap benim çok sevdiğim bir yazar olan Judith'e ait İçinde Aşkı Saklı. Bu kitabı uzun süredir okumak istiyordum.Öncelikle İçinde Aşk Saklı diğer Judiht kitaplarına göre bir tık daha aşağıdaydı.Tabi yine ayılıp bayılarak okudum orası ayrı.

 Judiht öyle gıcık bir erkek karakter yaratmış ki okurken sinirlerimi zıplatıp durdu. Okumayanlar için bir şey söylemeyeceğim ama okuyanlar hangi bölümlerde sinirlendiğimi anlamıştır zaten.

   Bu arada hemen Vikipedi'den yararlanarak birkaç şey söyleyeyim.Westmoreland Serisi'nin ilk kitabı İçinde Aşk Saklıymış. ama ben ilk olarak Düşler Krallığını okudum. Hatta o kadar çok sevdim ki köpeğimin adını oradaki erkek karakterin adı olan Royce koydum :D

Serinin iki kitabı Türkçeye çevrilmedi.Türkçeye çevrilenlerden okumadığım bir kitap kaldı .Onu da kitap fuarında alacağım.

PUANIM:




 Herkese merhaba! Uzun bir aradan sonra yeni bir kitap alışverişi videosuyla karşınızdayım :D Video çekmeyi çok seviyorum ama kitap alışverişi videosu çekmek bambaşka. Konuşurken kendimi kaybediyorum :D

 Bu arada videonun sonundaki sorularıma cevap verirseniz çok mutlu olurum. Çünkü ne yapacağım konusunda bir fikrim yok ama bir şeyler de yapmak istiyorum :(

 İyi seyirler :)


 Kiler indiriminden iki tane Julie Garwood kitabı almıştım. İlk olarak Ateş ve Buzu okumuştum ve beğenmediğim için büyük hayal kırıklığına uğramıştım. O yüzden aldığım ikinci Julie Garwood  kitabına elim bir türlü gitmiyordu. 

 En sonunda kendime bu böyle olmaz, al oku da ikilemden kurtul dedim. Ve iki kitap arasında dağlar kadar fark olduğunu fark ettim. Ateş ve Buzu ne kadar beğenmediysem Baharı Beklerkeni de bir o kadar beğendim. 

 Bunun en büyük sebebi Baharı Beklerken sunduğu şeyi veriyordu. Yani aşk! Hatta fazlasıyla vardı.Bunun yanında polisiye macera konusunu da gayet başarılı bir şekilde harmanlamış. Bir yandan doya doya aşk kitabı okurken bir yandan da polisiye kitabın heyacanına katılıyorsunuz.

 Kitabı alacak olanlara tavsiye sakın gidip de kitabın arkasını okumayın. Şimdi göz attım da arka kapak yazısı bildiğin kitap özeti çıkarmış! İyi ki kitapların arka kapak yazısını okumuyormuşum dedirtti.

 Karakterlerin özellikleri çok iyi bir şekilde aktarılmış ve kitaptaki karakterler basit bir tip izlenimi uyandırmıyor. Bu durum kitaba kendimi kaptırmamda çok önemli bir unsur oldu.

 Benim gibi günümüz aşk kitabı sevmeyen birinin bile bayılarak kendini okutturdu bu kitabımız. Kitabı okurken işte bizim tanıdığımız Julie Garwood bu diye bağırasım geldi  :D

PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:
Uzun zamandır kitabı okulda teneffüs aralarında falan okuduğum için müzik dinleyerek okuyamıyordum .Sonunda bu kitapta müzik dinleyerek de okuyabildim :D

( Kendisi aynı zamanda bu aralar taktığım şarkıdır :D )



 Birçok aksilik yaşadıktan sonra sonunda videoyu yayınlayabildim. Lütfen video ile ilgili görüşlerinizi belirtin :)
 İyi Seyirler :)



 Ateş ve Buz'u sevememiştim. O yüzden bu kitaba başlarken tereddütlüyüm. Çünkü Zaten günümüz aşk kitaplarını kolay kolay sevemiyorum. Benim günümüz aşk romanını sevebilmem için güçlü bir konusu olmalı. 

 Umarım Julie Garwood bu kitabıyla beni hayal kırıklığına uğratmaz.

 Siz bu kitabı okudunuz mu? Julie Garwood hakkında ne düşünüyorsunuz ?


 Ülkemizde çıkmadan önce yurt dışında bolca ses getirdiği için bende kapağını görüp merak etmiştim. Bildiğiniz gibi uzun süredir arka kapak yazılarını okumuyorum. Umutsuza da arka kapak yazısını okumadan başladım. Ben fantastik bir kitap bekliyordum Neden öyle bir beklenti içine girdim bilmiyorum :D ). Ama Kitap fantastik değil.

 Beklentilerimin kat kat üstüne çıkan bir kitap olduğunu başta belirteyim. Ben kitabın sadece hoş okunabilir akıcı olmasını beklerken bir baktım Umutsuz favori kitaplarımın arasında kendine yer kapmış.

 Kitabımızın konusuna gelecek olursak Sky (başkahraman) oldukça tuhaf olan üvey annesiyle birlikte yaşamaktadır. Sky birgün markette Dean( kitabımınız taşı) ile karşılaşır ve Sky'ın bir anda tepetaklak olur. Dean ile tanışan Sky geçmişini sorgulamaya başlar.

 Yazar Sky'ın düşüncelerini, acılarını çok güzel bir biçimde kaleme almış. Bu kitabı okuyup da duygulanmayan insan evladı var mıdır bilmiyorum. Yazar size duygu seli yaşatıyor.  Hele o kitabın sonlarına doğru içim parçalandı. O kadar üzüldüm ki bir anda kendimi dünyada bu olayları yaşamış kaç kişi vardır diye düşünürken buldum.

 Gözüm kapalı tavsiye edeceğim bir kitap. Serinin ikinci kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim :)

PUANIM:


 Herkese merhaba! Bu turumuzda Epsilon Yayınlarından çıkan ve yurt dışında çok ses getiren Umutsuz adlı kitabı inceleyeceğiz.

 Turumuza bu güzel kitabı kazanmak için çekilişe katılmakla başlayalım :)


a Rafflecopter giveaway






 Günümüz aşk kitaplarından oldum olası hoşlanmamışımdır. E neden bu kitabı aldın öyleyse diye soracak olursanız hemen açıklayayım. Ben bu kitabı kiler indiriminden 5TLye almıştım. Tabi bu kadar ucuza olunca konusuna falan da bakmadım. Ateş ve Buzu tarihi aşk kitabı zannediyordum ama değilmiş.

 Tarihi aşk romanı olmadığını öğrenince hayal kırıklığına uğradım ve okumayı uzun bir süre erteledim. Anneme "Okuyacak kitabım kalmadı :(" diye duygu sömürüsü yapmaya karar verdiğim için okumak zorunda kaldım.

 Kitabımız hakkındaki görüşlerime gelecek olursak öncelikle  aşk teması yeteri kadar vurgulanmamış, macera konusunun yanında çerez niyetine konuluş gibi duruyordu. Yani Ateş ve Buz için macera kitabı demek daha doğru olur.

 Normalde karakterlere çok önem veren biriyim ama söz konusu aşk kitapları olunca erkek karakterler benim için çok önemli. karakterimiz Jack karakterden ziyade tip gibi kalmış. Kişilik özellikleri "Ben soğuk sevmiyorum!" ile sınırlandırılmıştı.

 İyi yanlarına gelecek olursak çok akıcı bir dili vardı. Çok çabuk bitecek kafa yormayacak bir kitaptı. Sonlarına doğru meraklandım ve heyecanlandım ama bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum.

 Bu tarzda kitapları sevmediğim için yorumlarken tarafsız yorumlamaya karar verdim ve böyle yorumlamaya çalıştım. yazarın tarihi aşk kitaplarından bazılarını da okumuş biri olarak bu kitabı kurgusu ve karakterleri açısından düşük bir seviyede olduğunu düşünüyorum.
PUANIM:


 Bugün kitaplarda hoşlanmadığım şeylerden bahsedeceğim. Bu kitabın içeriğine yönelik değil, tasarımına yönelik bir yazı olacak. Tabi tasarım deyince akla yayınevleri geliyor. ( Bir gün yayınevlerinin toplanıp beni öldürmelerini bekliyorum :P )

Şimdi bakalım Kitap Aşığı nelerden hoşlanmıyormuş.

1. Karakterleri Temsil Eden Görseller


 İnsanların birçoğu neden film izlemek yerine kitap okumayı seçer? Tabi ki bize sunulan görselle yetinmeyip hayal gücümüz eşliğinde bir yolculuğa çıkmayı tercih ettiği için. Bu amaçla kitap okuyan insanlara okudukları kitaptaki karakterleri temsil eden görseller eklemelerini çok sinir bozucu buluyorum.

 Yandaki görsellere bakacak olursak sağ alttaki kadının Anita ile ne alakası var? Bırakın okuyucular karakterleri kitapta anlatıldığı gibi hayal etsin.






 Kitaplığımdan kapakta kitabın karakterlerini temsil edecek görselleri barındırmayan birkaç kapak örneği. Bence yukarıdaki kitap kapaklarından kat kat güzeller.

 Özellikle Arkadya ile Ephesusu bu konuda çok beğeniyorum. Epsilondan genellikle tarihi aşk kitabı aldığım için fazla bir bilgim yok ama Ateş Serisini çıkarırken gayet başarılı buluyordum.




2. Kapak Dayanıklılığı

 Eminim birçok kişinin katılacağı konudur bu. Biz kitap kurtları kitap okumak için uygun zamanı beklemeyip kitabımızı yanımızda taşıyarak bulduğumuz her fırsatta kitap okumaya çalışırız. Bu yüzdende çantalarımızdan kitap eksi olmaz. Okuduğunuz kitabı çantanızdan çıkardığınızda ağzının yüzünün yamuk yumuk olduğunu gördünüz mü ? Ben gördüm. Sok sinir bozucu bir durum. Her ne kadar kitabı korumak için kılıf hazırlasam da iş kapağın kalitesinde bitiyor.


 En altta gördüğünüz üzere Artemis ve DEX bu konuda pek başarılı yayınevleri değil. DEX'ten fazla kitap okumadım ama benim okuduklarım -özellikle Beni Seç ve Elit- kapak konusunda başarılı değil. Artemisten yeteri kadar kitap okuduğumu düşünürsen Artemis bu konuda lider ve liderlik bayrağını elinden bırakmak gibi de bir düşüncesi yok maalesef.

 Öte yandan Epsilon bu konuda çok başarılı. En üstteki fotoğrafa baktığınızda en fazla ne kadar bükebildiğimi göreceksiniz. Epsilon'dan bir kitap okurken rahatlıkla çantama atabiliyorum.

3. Küçük Punto

 Küçük punto benim için tam anlamıyla kabus. Küçük Puntolu kitapları okurken kitap ne kadar güzel olursa olsun işkence oluyor. Gözlerim sulanıyor ve kuruyor :(

Martı Yayınları bu konuda büyük puntolarıyla gönlüme taht kurdu.


Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ? Lütfen düşüncelerinizi benimle paylaşın :)



 Bayrama girmeden önce bir video çekeyim dedim. Çünkü bayram bitimine kadar -maalesef- köyde olacağım için blogumla ilgilenemeyeceğim. Video diğer videolarıma göre kötü olabilir. Çünkü oruç oruç anca bu kadar konuşabildim :D 

 Okurken sizi bol bol güldüren kitapların adını benimle paylaşırsanız sevinirim :)




 Kitabı aldığımda sıradan bir tarihi aşk romanının beni beklediğini zannediyordum. Kesinlikle yanılmışım. Kitap birçok yönden diğer tarihi aşk romanlarından farklı. Öncelikle çok gerçekçi bir kurgusu var. Erkek karakter alışık olduğumuz gibi kusursuz biri değil. Tarihi aşk romanlarının birbirine benzer konularından sıkılıp farklılık arayanlar için iyi bir kitap. 

 Gecenin Prensi ile ilgili söylenecek birçok olumlu olumsuz yorum var ama benim ilk olarak söylemek istediğim şey tarihi aşk romanlarında görülebilecek en sinir bozucu kadın karakterin bu kitapta bulunması ! Spoiler vermemek için hangi hareketlerine sinir olduğumu söylemeyeceğim ama okurken kafamı yememe sebep oldu. Erkek karakterde yeni yetme oğlan gibi ben aşığım nidaları atarak etrafta dolaşması da ayrı bir mesele.

 Buraya kadarki yorumumda kitaptan nefret ettiğim  sonucuna varabilirsiniz ama öyle değil. Şimdi gelelim kitap hakkında sevdiğim yönlere. Birincisi konusunun diğer tarihi aşk kitaplarından çok farklı olması ( yine spoiler vermemek için ayrıntıya girmeyeceğim :D). Size çok saçma gelebilir bu neden ama içinde kurt içermesi benim kitabı daha çok sevmemi sağladı.

 Bunun haricinde kitabın çevirisinde beni çok rahatsız eden bir şey vardı. Kitapta Fransızca sözcükler ve cümleler vardı. İlk başlarda Fransızca sözcüğü/ cümleyi alt kısımda açıklamıştı. Kitap sorunsuz bir şekilde ilerliyordu. Kitabı okudukça 60 sayfa falan önce verdiği Fransızca cümle veya sözcüğü bir daha açıklamadığını fark ettim. Yahu Fransızca mı biliyoruz biz ? Veya 60 sayfa önce verdiğin Fransızca sözcüğü aklımız da mı tutacağız ? Hal böyle olunca kitabı okumayı durdurup yarım saat önceki sayfalara dönüp o cümlenin ne olduğunu bulmaya çalıştım. Bu kitaptan sürekli kopmama sebep oldu.

PUANIM:


  Herkesin kitaplığında bir köşeye atıp da okumadığı bir kitap vardır( Yoksa yok mu O.o) Bende kitaplığıma baktığımda bazılarının senelerce kitaplığımda süründüğünü fark ettim ve bunları sizlerle paylaşmak istedim.  

 Sizin kitaplıkta bir köşeye atıp da okumadığınız kitaplar var mı? Varsa hangisi ?