Gül ve Avcı kitabını incelediğimiz turumuzun üçüncü gününde herkese merhaba! Blogumda kitap karakterlerini biraz daha yakından tanıyacağız :)
Evelyn Rosa Drummond: Baş karakterimiz kendinden oldukça emin, tuttuğunu koparan biri :) Yaptığı bir hata sonucu hayatı tepetaklak olmasına rağmen kitap boyunca istediğinden asla vazgeçmedi. Oldukça maceraperest bir kişiliğe sahip olması da kitapta daha fazla eğlence unsurunun bulunmasını sağlamış.
Julian Benedict Wharton: Ah! Julian ah! Julian hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki. Kitap boyunca benim dikkatimi çeken en büyük özelliği duygularını dışa vurmakta yaşadığı problemdi. Bu özelliği onun dışarıdan katı biri olarak görünmesine sebep oluyordu. Ayrıca bu özelliği yüzünden zavallı küçük oğlu ondan korkan ve babasını gördüğünde köşeye sinen bir çocuk olarak yetişmiş. Julian mavi gözler ve siyah saçlarla oldukça yakışıklı bir Dük olarak tasvir ediliyor.
Desmond Simmons: Des Amca, kızı olmamasına rağmen Evelyn'i büyüten ve ona babalık yapan benim aklımda ise oldukça göbekli sevimli güzlü canlandırdığım bir karakter.
Albert: Julian'ın oğlu Albert, oldukça akıllı baba sevgisini tam olarak görmediği için birazcık da haylaz bir oğlan :D
Kitap hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak, yorumlar röportaj ve daha fazlasını okuyabilmek için takipte talın. Şimdilik hoşça kalın ;)
Diğer Haberler
Jamie McGuire Tatlı Bela'dan sonra bizi hiç hayal kırıklığına uğratmadan harika bir kitap olan Araf ile karşımızda! Yazarımız birbirinden oldukça farklı huylara sahip erkek karakterleri bize sevdirmeyi başarıyor.
Daha önce hiç meleklerle ilgili bir kitap okumamıştım. Bunun sebebi arkadaşımın elinde gördüğüm Fısıltı adlı Alacakaranlık'ın kopyalanıp melek versiyonuna dönüştürülmüş kitabı görmemdi .Haliyle bir önyargı oluştu bende. Araf'tan sonra meleklerle ilgili kitaplara bakış açık değişti :D
Yazarımız Tatlı Bela'da gördüğümüz üzere konuyu üniversiteli bir kızın etrafında oluşturmuş. Tabi Bu üniversiteli kızımın kendisinin bile bilmediği tehlikeli bir hayata sahip. Ne diyorsun diyenler için gidin kitabı okuyun . SPOİLER YOK :D
PUANIM:
Diğer Haberler
Prenses Cleoina “Cleo” Aurora Bellos, Kral Corvin’in en küçük kızı ve güneşli Auranos tahtı için sıradaki ikinci veliaht. Ateş ve hava tanrıçası, Cleiona’dan esinlenilerek adlandırılmıştır. Sevimli görünmek ve kibar olmaktan başka hiçbir görevi olmadan, fazlasıyla şımartılarak yetiştirilmişti ve kimsenin öğrenmemesini umduğu, karanlık bir sırrı vardı.
Kral Gaius Damora’nın takma adı nedir?
Kral Gaius Damora siyah granitten kalesinde, Limeros’u demir bir yumrukla yönetiyordu; acımasız bir yürek, buzlarla kaplı bir tabiat gibi soğuk. Saltanatı ona Kanlı Kral (King of Blood) ünvanını kazandırmıştı, ama ona sorarsanız o, kendisini karısı Kraliçe Althea ve iki sevgili çocuğuna her zaman sahip çıkan, sıcak kalpli bir baba olarak görüyordu.
Tavrına örnek olarak Bölüm 14’te syf 186 da son paragraf var.
Morgan Rhodes’un Yıkıllan Krallıkları yazarken esinlendiği film hangisi?
Bu kitabı yazarken bir karakter üzerine yoğunlaşarak onun hikayesini anlatmak yerine, daha büyük bir kanvasta çalışmak ve farklı topraklar, kendi sorunları ve planları olan farklı karakterler üzerinden ilerlemek istedim.
İlham kaynağı olarak… hayatım boyunca okuduğum her kitap sanırım bir miktar etkiledi. Fantastik türü her zaman sevmişimdir. Legend, Willow, Yüzüklerin Efendisi üçlemesi ve daha yakın tarihten HBO’nun Taht Oyunları dizisi isim verebileceğim birkaç tanesi
. Reis Basilius’un aradığı neydi?
Reis Bailius Paelsia’nın lideri; herhangi bir tanrıya ya da tanrıçaya tapınmayan bir ülkenin. Onun yerine halkından biri olduğunu iddia eden, ancak korunaklı yerleşkesinde yaşayan bir adama tapıyorlardı.
Basilius kendini büyücü olarak adlandırıyordu ve Paelsialıların büyük bir kısmı da ona inanıyordu. Zamanının büyük bir kısmını elementia’nın kaynağı olan, bin yıldır kayıp Kindred’i bulmak için meditasyonla geçiriyordu.
Lucia’nın sakladığı sır nedir?
Lucia hakkında gizli bir kehanet vardı; çok güçlü, doğaüstü bir yetenek
.
En güçlü krallık hangisi?
Auranos, Limeros ya da Paelsia birbirinden tamamen farklı üç krallıktı. Birlikte Mitika’yı oluşturuyorlar. Mitika, İngiltere boyutunda bir kıtaydı. Bu üç krallıktan ikisinin lanetlenmiş olması da işleri bir hayli karıştırıyordu. Bu krallıkları yöneten üç liderin de ilgilendiği iki şey vardı; güç ve hayatta kalma arzusu.
Sonuç olarak Mitika’da siyah ve beyaz gibi net renkler yoktu, sadece oldukça geniş bir gri palet vardı. Bazıları daha koyu griyken, bazıları daha açık griydi.
Limerosluların taptığı Tanrıça’nın adı nedir?
Limeros, Mitika’nın kuzeyinde yer alan krallık, yıllar içerisinde ciddi bir mevsim değişikliği yaşamıştır: Bitmek bilmeyen bir kış ve sadece ılık birkaç haftadan oluşan bir bahar. Bu zorluklardan dolayı Limeroslular inançlarına oldukça bağlıydı. Valoria adlı Tanrıça’ya inanıyorlardı; suyun ve toprağın tanrıçası ve Limerosluların bağlı olduğu güç, inanç ve bilgeliği tam olarak temsil ediyordu
.
Jonas Wildlands(kitapta nasıl) ormanına ne için gidiyordu?
Paelsia’nın kurak topraklarında yetişmiş on yedi yaşındaki Jonas Agallon, bir şarap satıcısının en genç oğluydu. İki krallığı ayıran topraklardan, korumaları geçerek Auranos’un verimli topraklarında, zenginlerden çalmayı öğrenmişti. Arkadaşları ve kadınlar arasında pek seviliyordu. Geceleri uzun ve soğuk olabilirdi, ama asla yalnız değildi. Jonas kaderin yeterince motive edildiğinde kontrol edilebileceğine inanıyordu ve trajedi gelip de onu bulduğunda tam bir savaşçı olduğunu fark eder.
Auranos Kalesi neyden yapılmıştı?
Auranos ismi Latince altın kelimesinden, aureus, esinlenilmiştir. Mitika’nın refah içerisindeki bu ülkesi güneyde yer alıyor. Kale krallığın ortasında, duvarlarla çevrili saray şehri, Altın Şehir’de yer alıyor. Kale güneş altında parıldayan, değerli bir metalden yapılmıştır.
Magnus’un isminin anlamı nedir?
Kral Gaius’un oğlu Prens Magnus Lukas Damora, buzlu krallık Limeros’un veliahtıdır. Birçokları Magnus’un aynen yakışıklı fakat zalim, sadist babası gibi olduğunu sanmaktaydı, ne de olsa ikisi dış görüntüde fazlasıyla birbirine benziyordu.
Magnus’un ismi büyük kelimesinin Latince’sinden gelmektedir. Babası Prens Magnus’tan büyük şeyler beklemekteydi, tabii ki bu büyük şeyler kendi planlarına uyduğu sürece.
Diğer Haberler
Kitabın kapağını açar açmaz bambaşka bir dünyaya sürüklendim ve kitap bitene kadar gerçek hayattan koptum. Elimden bir türlü bırakamadım. Ben nereye gittiysem Yıkılan Krallıkları da götürdüm.
Yazarın hayal gücüne hayran kaldım. Harika bir hayal gücü var ve bu hayal gücünü kağıda dökmekte çok başarılı. Morgan Rhodes biz okurları götürdüğü dünyada her şey farklı ama kitabı okurken hiçbir zorluk yaşamadım. Ayrıca bu tarzda yazılan birçok kitap gibi ağır ağır da ilerlemiyor. Okurken bir sonraki sayfayı çevirip neler olacağını öğrenmek için can attım.
Yıkılan Krallıklarda üç krallığın mücadelelerini görüyoruz. Kitap her ne kadar fantastik olsa da devletlerin arasındaki diyaloglar oldukça akla yatkın ve günümüzdeki devletlerde bile görebileceğimiz bir şekilde işlenmiş. Bu da kitaba daha çabuk adapte olmamızı sağlıyor.
Kapak ise tek kelimeyle MÜKEMMEL! Bu kapağa kötü diyecek insanoğlu yoktur herhalde :D
Sonuç olarak Yıkılan Krallıklar bayılarak okuduğum ve gözüm kapalı önerebileceğim bir kitap :)
PUANIM:
Diğer Haberler
Herkese merhaba! Bu turumuzda DEX'ten çıkan Yıkılan Krallıklar adlı kitabı inceleyeceğiz.
Turumuza bu güzel kitabı kazanmak için çekilişe katılmakla başlayalım :)
Diğer Haberler
Ülkemizde çıkmadan önce yurt dışında bolca ses getirdiği için bende kapağını görüp merak etmiştim. Bildiğiniz gibi uzun süredir arka kapak yazılarını okumuyorum. Umutsuza da arka kapak yazısını okumadan başladım. Ben fantastik bir kitap bekliyordum Neden öyle bir beklenti içine girdim bilmiyorum :D ). Ama Kitap fantastik değil.
Beklentilerimin kat kat üstüne çıkan bir kitap olduğunu başta belirteyim. Ben kitabın sadece hoş okunabilir akıcı olmasını beklerken bir baktım Umutsuz favori kitaplarımın arasında kendine yer kapmış.
Kitabımızın konusuna gelecek olursak Sky (başkahraman) oldukça tuhaf olan üvey annesiyle birlikte yaşamaktadır. Sky birgün markette Dean( kitabımınız taşı) ile karşılaşır ve Sky'ın bir anda tepetaklak olur. Dean ile tanışan Sky geçmişini sorgulamaya başlar.
Yazar Sky'ın düşüncelerini, acılarını çok güzel bir biçimde kaleme almış. Bu kitabı okuyup da duygulanmayan insan evladı var mıdır bilmiyorum. Yazar size duygu seli yaşatıyor. Hele o kitabın sonlarına doğru içim parçalandı. O kadar üzüldüm ki bir anda kendimi dünyada bu olayları yaşamış kaç kişi vardır diye düşünürken buldum.
Gözüm kapalı tavsiye edeceğim bir kitap. Serinin ikinci kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim :)
PUANIM:
Diğer Haberler
Herkese merhaba! Bu turumuzda Epsilon Yayınlarından çıkan ve yurt dışında çok ses getiren Umutsuz adlı kitabı inceleyeceğiz.
Turumuza bu güzel kitabı kazanmak için çekilişe katılmakla başlayalım :)
a Rafflecopter giveaway
Diğer Haberler
Sırlarla dolu bir hayat...Büyük aşk... Ve hayatın zorluklarına tek başına göğüs geren güçlü bir kadın...
Gerçekten beni etkileyen bir kitap oldu. Hatta elimden bırakmayıp her yerde okumaya çalıştım.
Kitabın içeriği hakkında yine bir şey söylemeyeceğim. Çünkü daha yeni spoiler yemişken kitabı okumak isteyen insanlara da bunu yapmak istemiyorum.
Kır Çiçeği Tepesinde beni en çok etkileyen şey karakterlerin gerçekçiliği oldu. Ne tam anlamıyla iyi karakterler vardı ne de kötülük timsali karakterler vardı. Kötülük yapanların neden yaptığını anlayıp onlarla empati kurabildiğim nadir kitaplardandı. Bu olay da kitaba kendimi kaptırmama sebep oldu.
Ayrıca bu kitaptan birçok ders çıkarılabileceğini düşünüyorum. Misal bu gün elimizde bulunan güce güvenmememiz gerektiği çok güze bir şekilde anlatılmıştı. Anlık bir olay hayatınızı tamamıyla değiştirebilir.
Kitapta hoşuma giden bir olay ise zayıf saf bir kadının annelik duygusuyla nasıl güçlü bir kadın olduğunu görüyoruz (azıcık spoiler mi oldu ne O.o). Annelik duygusu beni her zaman büyüler. Çünkü Evladın ne yaparsa yapsın her zaman onu kendinden daha önemli gören annelik duygusu kadar yüce bir duygu yoktur.
Sonuç olarak benim çok beğendiğim zorla anneme de okutacağım harika bir kitap :)
PUANIM:
Diğer Haberler
Prenses: Lüks bir dünyada şımartılarak büyütülmüş Cleo, uzun zaman önce yeryüzünden silinip gittiği düşünülen büyünün peşinde, zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmak zorunda.
Asi: Haksızlıklar yüzünden öfkeden deliye dönen Jonas, ülkesinin sefalet içinde kalmasına neden olan baskıya karşı ayaklanıyor ve hiç tahmin etmediği bir görev üstleniyor.
Büyücü: Kraliyet ailesinin bir ferdi olan Lucia, geçmişi hakkındaki gerçeği ve sahip olacağı kehanet edilen doğaüstü gücünü keşfediyor.
Veliaht: Şiddetle büyüyen ve fetih için eğitilen, kralın ilk çocuğu Magnus, yüreğin kılıçtan daha keskin olabileceğini anlıyor.
Mitika’nın üç krallığında da büyü uzun zaman önce unutulmuştu. Şimdi, barışın hüküm sürdüğü yılların ardından, ölümcül bir huzursuzluk içten içe, bir hastalık gibi yayılıyor. Her bir krallığın lideri güç için savaş baltasını çıkardı, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Krallıklar yıkılacak. Peki ama her şey yıkıldıktan sonra kim zaferle ayakta kalacak?
Yazar Tanıtımı:
Morgan Rhodes Ontario, Canada'da yaşamaktadır. Çocukken, hep bir prenses olmak istemiştir -Her iki krallığı ve presnsesi atesten kurtarmak için keskin kılıcını kaldırmyı bilen türden- nefes alan ejderhalar ve karanlık büyücüler. Bunun yerine, o bir yazar oldu, bu daha iyi gibidir ve daha az tehlikeli. Yazmakla birlikte Morgan fotoğraf, seyehat ve reality TV'den hoşlanır, ve kitapların bütün türü için henüz oldukça seçici bir obur okuyucudur. Başka bir takma adı altında, birçok paranormal romanların uluslararası çok satan yazarıdır. Yıkılan Krallıklar onun ilk yüksek fantezisidir.
Diğer Haberler
Herkese Merhaba!
Heyecanlı Tuğçe dayanamadı ve tur takviminden bir gün önce videoyu yayınlamaya karar verdi :)
İyi seyirler :)
a Rafflecopter giveaway
Heyecanlı Tuğçe dayanamadı ve tur takviminden bir gün önce videoyu yayınlamaya karar verdi :)
İyi seyirler :)
Bu güzel Kitabı kazanmak için çekilişe katılmayı unutmayın ;)
Diğer Haberler
1) Kaç tane arkadaşın var?
a) Yüzlerce. Kevin Bacon’dan daha popüler birisiyim.
b) Birkaç tane. Sadece birkaç tane yakın arkadaşımın olmasından hoşlanıyorum.
c) Sıfır. Kevin Bacon’u sevmeyen birisinden daha az popülerim.
2) Hangi arabayı kullanıyorsun?
a) A BMW 6 serisi. 6 silindirli 650i motora sahip.
b) Kırmızı bir tane.
c) Bir arabaya sahip değilim.
3) Şu an ki mesleğin ne?
a) Süper başarılı, gözü yükseklerde olan bir şehir işçisiyim.
b) Hayvanat bahçesinde çalışıyorum.
c) Benim bir işe sahip olmadığının gerçeğini bilebildiğin bir gerekçeden dolayı bu soruyu cevaplamayı reddediyorum.
4) Neden Zaman Temsilcisi olmayı istedin?
a) Ünlü olabilmek ve seksi Zaman Temsilcileri partilerinde diğer seksi Zaman Temsilcileri ile daha fazla seks yapabilmek için.
b) Zaman Temsilcisi ne demek?
c) Aslında bir zaman Temsilcisi olmak istemedim.
5) Zaman Temsilcisi olmak için maaş alamayacağınızı söylesek, bu sizin için ne kadar caydırıcı veya şevk kırıcı olur?
a) Hıı… Pardon?!
b) Muhtemelen şevk kırıcı
c) Hııımm, her neyse ben bu işi istemiyorum zaten.
6) Dünyanın inşasının varoluşunu yok edecek bir dünyanın sonu paradoksu tehdidi içerindeki bir durumda, ne yapardın?
a) Birisi ile sevişirdim.
b) Çalılıkların arkasına saklanırdım.
c) Belki dener ve olayı durdurmaya çalışırdım?
7) Hiç Ben Sherman tişörtüne sahip oldun mu?
a) Şu an bir tanesini giyiyorum.
b) Evet?
c) Bir ne?
Eğer şimdiye kadar yaşamış dünyadaki en önemsiz insan olduğunu öğrenseydin, tepkin ne olurdu?
a) Bunun bir çeşit hata olduğunu söylerdim. Bildiğin üzere ofiste büyük bir anlaşma sayılıyorum.
b) Bunu sıkıntı etmem. Arkadaşlarıma ve aileme sahibime ve bu da her şeye bedel.
c) Lütfen bana bilmediğim bir şey söyle.
9) Hangi çeşit çay içersin?
a) Long Island soğuk çayı, uzun bir golf maçından sonra barda bankacı ahbaplarımla içerim.
b) Bitki çayı, kurutulmuş biberiye, geri dönüştürülmüş CD ve ince dallarla hazırlanmış bir fincanın içerisinde.
c) Bu bir çeşit çaydan daha fazlası olduğu anlamına mı geliyor?
10) Hayattan başka ne istiyorsun?
a) Ün, daha fazla seks, muhteşem bir sağlık ve daha fazla seks.
b) Sadece çevremde iyi arkadaşlarımın ve ailemin olduğu güzel bir yaşam istiyorum.
c) Hiçbir fikrim yok. Anti-protestocuların mitingde protestocu olmak konusunda ne yapacağım hakkında daha da bir kafam karışmış durumda.
Hangisi sensin?
Çoğunlukla a ise: Özür dileriz ama bu iş sana göre değil. Paternoster alanında ki Corney & Barrow’a geri dön ve bir başka martini sipariş et.
Çoğunlukla b ise: Sen iyi, hayata karşı iyi bir tutum içerisinde olan bir insana ve iyi bir ahlaki değere sahip birisine benziyorsun. Bu iş ne yazık ki sana uygun değil.
Çoğunlukla c ise: İşe alındın! Şimdi, eğer biz geleceğe gitmeni söylersek, nasıl bir tepki verirsin?
a Rafflecopter giveaway
Diğer Haberler
Herkese merhaba! Bugün blogumda Kaiken'in ne olduğunu öğrenebilir ve kitap yorumumu okuyabilirsiniz :)
Kaiken Nedir?
Kaiken 15cm boyutunda tek veya çift taraflı Japon hançeridir.
Eskiden samuray sınıfındaki erkek ve kadınlar kendini savunmak için yanlarında Kaiken taşırlarmış. Kaiken küçük boyundan dolayı taşıması daha kolay olduğu için Katana yerine tercih edilirmiş. Samurayla evlenen kadın kocasının evine gittiğinde yanında Kaiken taşıması beklenirdi.
Yorum:
Jean-Christophe Grangé daha önce pek çok kez duyduğum ama kitabını okumadığım yazardı. Şu anda neden daha önce bir kitabını alıp okumamışım diye dizlerimi dövüyorum. Tanrı yazarımıza öyle bir hayal gücü bahşetmiş ki insan hayran kalmadan edemiyor.
Kitabın içeriği hakkında bir şey söylemeyeceğim çünkü spoiler söylemeden bir şey anlatabileceğimi sanmıyorum.
Klasik gerilim kitaplarından sıkıldığım bir dönemde bu kitabı okuma şansı bulduğum için çok şanslıyım. Çünkü benim için Kaiken diğer gerilim kitaplarının arasından sıyrılıp baş köşeye kuruldu.
Psikolojik ögelerle harmanlanmış gerilim kitabı olan Kaiken benim aslında hiç de merak etmediğim bir kültüre sahip olan Japonya'yı işlemiş. Japon kültürüne ilgim olmamasına rağmen hiç rahatsız olmadım ve büyük bir keyifle okudum.
a Rafflecopter giveaway
Kaiken Nedir?
Kaiken 15cm boyutunda tek veya çift taraflı Japon hançeridir.
![]() |
| Kaiken |
![]() |
| Süslü, sade çeşit çeşit kaiken var. |
Jean-Christophe Grangé daha önce pek çok kez duyduğum ama kitabını okumadığım yazardı. Şu anda neden daha önce bir kitabını alıp okumamışım diye dizlerimi dövüyorum. Tanrı yazarımıza öyle bir hayal gücü bahşetmiş ki insan hayran kalmadan edemiyor.
Kitabın içeriği hakkında bir şey söylemeyeceğim çünkü spoiler söylemeden bir şey anlatabileceğimi sanmıyorum.
Klasik gerilim kitaplarından sıkıldığım bir dönemde bu kitabı okuma şansı bulduğum için çok şanslıyım. Çünkü benim için Kaiken diğer gerilim kitaplarının arasından sıyrılıp baş köşeye kuruldu.
Psikolojik ögelerle harmanlanmış gerilim kitabı olan Kaiken benim aslında hiç de merak etmediğim bir kültüre sahip olan Japonya'yı işlemiş. Japon kültürüne ilgim olmamasına rağmen hiç rahatsız olmadım ve büyük bir keyifle okudum.
PUANIM:
Sizde bu harika kitabı kazanan 5 kişiden biri olmak isterseniz çekilişe katılmayı unutmayın :D
Diğer Haberler
Ya Sonra
Coop O’Malley benim avukatım ve erkek arkadaşım. O sadece Charleston’da büyük bir firmada çalışmaya başlamıştır. İş, cumartesi öğleden sonra Palmetto Place’de tatlı çay eskalopu yemek yerine kek pişirmek için evde kalmak yüzünden ülser oldurur. Biz orada buluşup Coop’un 31. yaş gününü kutlamayı düşünüyorduk ama ben kapıdan çıkıp yola düşmüşken telefon etti.
“Merhaba Tenny” dedi. “Son dakikada iptal etmekten nefret ediyorum ama mesaiye kalmam gerektiğini söyledi.”
Ondan şüphe etmek için hiçbir neden yoktu. Coop, kurallara göre bir adamdı. Sadık, titiz ve çalışkan. Bu, biz daha çocukken, ilk yerde beni ona çekmişti. Ben doğal, soruna eğilimli bir kızım ama Coop, tedbirli ve kuralları izleyen bir adam. Onun kişisel sloganı, saatinin arkasına oyulmuştur; semper paratus, her zaman hazırlıklı. Benim sloganım, merda accidit, olur böyle şeyler! Karşıt düşünceler, öyle değil mi?
Günümün geri kalanını, The Picky Palate –tarihi bir bölgede bulunan bir café- için siparişlerimi hazırlamak için harcadım. Ben, özgür bir fırıncıyım. Benim gibi kendi kendini geliştirmiş biri için hayallerin mesleğidir, özellikle bu şehir profesyonel aşçılarla dolduğundan beri. Evde çalışıyorum ve hamur işlerimi, sattığım her şeyden komisyon aldığım ceféye taşıyorum. Kırmızı kadife kek, diğer Low Country’nin favorileri olan –karides ve irmik matinesi, Bene Wafer Trifle, Pluff Mud Pie- gibi döner cam tabakta gidiyordur. Günün sonunda ise, raflar bomboş kalıyordur.
Öğleden sonra geç saatlerde, keklerimi üstü açılabilen türkuaz hırpalanmış araba koyuyorum ve caféye sürüyorum. Tereyağlı mısır ekmeğinin kokusu beni koridorda yerle bir ediyor ve şeritlerle bağlanmış gurme jöle, limon loru ve bamya turşusu kavanozları ile dolup taşan rafların yanından geçiyorum.
Patronum ofisinden çıkıyor ve çilli kolunu belimin etrafına koyuyor. “Şef okuluna geri dönüyorum,” diyor Jan. “The Picky Palate’i satıyorum. Burayı satın almak ister misin?”
Çekilişe katılmayı unutmayın :)
Diğer Haberler
Aşk Tadında Hayat'ı incelediğimiz blog turununun üçüncü gününde herkese merhaba ! Blogumda kitap hakkındaki düşüncelerimi okuyabileceksiniz.
YORUM: Gerçekten de harika bir kitaptı. Bir solukta bitirdim ama okurken sinirlerim harap oldu. Gerçekten insanın sinirlerini alt üst eden bir kitaptı. Ve kesinlikle harikaydı.
Kitabın içeriğinde beni rahatsız eden pek birşey olmadı ama ilk defa Arkadya'nın bir kapağını beğenmedim. Aslında kapak kesinlikle güzel ama kesinlikle kitabın konusuna uymuyor. Kitabın içeriğine göre fazla sevimli. Keşke orijinal kapağı kullansalarmış. Belki bu kapak daha çekici olabilir ama orijinal kapak kesinlikle içeriğe daha uygun. Umarım Arkadya serinin diğer kitaplarının kapaklarında orijinal kapağı kullanır.
![]() |
| Aşk Adında Hayat'ın Orijinal Kapağı |
Kitap zavallı kızımız Teeny'nin, nişanlısının aslında o kadar da masum bir adam olmamasını öğrenmesiyle başlıyor. Aldatıldığını öğrenen Teeny ufak çaplı (!) bir sinir krizi geçirdi. Birkaç gün sonra Teeny'nin nişanlısı ölü olarak bulunur ve eldeki tek şüpheli Teeny'dir. Masum olduğunu kanıtlamak için Teeny'nin tek umudu ilk aşkıdır.
Hah! Sırası gelmişken Teeny'nin ilk aşkından bahsedelim. Bir insan bu kadar mu ikiyüzlü pislik olur ya ! Okurken çok sinir oldum.
Okurken yer yer sinirlensem de bir çırpıda okudum. Kitabı bitirdiğimde ise Hayatımda okuduğum en berbat kitap söylenmeye başladım. Bir kitap böyle gıcık bir yerde bitirilir mi ya! Tabi sonradan seri olduğunu öğrendim ve rahatladım :D
Serinin ikinci kitabını büyük bir merakla bekliyorum. Beklenmeyecek gibi değil. Yazarlar okurlara işkence etmekten zevk alıyorlar. Bu kitabı okuduktan sonra bu düşüncem kesinleşti :D
![]() |
| Katkılarından dolayı Arkadya Yayınlarına teşekkür ederiz :) |
Diğer Haberler
Ejderin Arzusu'nu incelediğimiz blog turunun son gününde herkese merhaba ! Blogumda kitap yorumunu okuyabileceksiniz ama önceki günler neler yapılmış öğrenmek için takvimimize göz atalım :)
Yorum:Serinin ilk kitabı olan Ejderin Aşkını çok beğenmiştim.Ejderin Arzusu'nun da güzel bir kitap olacağını bekliyordum ama birincisinden de harika olacağını beklemiyordum.
Bu kitapta ejderha ailesinden bol kendini beğenmiş Kudretli Briec ve onun aşık olduğu kızla olan maceralarını okuyoruz. Bierc'i ilk kitapta biraz görmüştük ve ben çok güleceğimi tahmin etmiştim. İlk kitaptan farklı olarak sadece ejderha ve onun aşkı hakkındaki olayları görmüyoruz. Bu kitapta diğer kardeşleri de bol bol görüyoruz bu kitabın daha da eğlenceli olmasını sağlıyor.
Her kardeş ayrı bir dünya. Bir olayda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor ve birde üzerine ejderhaların yabaniliği eklendiğinden tadından yenmez bir kitap oluyor.
Kitabın sonunda kardeşlerin ortanca(ve en sapık ) olanı Gwenvael hakkında olacak 3. kitaptan kısa bir bölüm vardı. Bu beni çok heyecanlandırdı. Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum !
Uzun lafın kısası bu seri favori serilerimden biri oldu bile. Üçüncü kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim :)
PUANIM:
Bu harika kitaba sahip olabilmek için çekilişe katılmayı unutmayın :)
a Rafflecopter giveaway
Diğer Haberler
New York Times ve USA Today çok satan yazarı G.A. Aiken, West Coast’da yaşıyordur ve zamanın çoğunu yazarak harcıyordur. Seksi Ejderhalar hakkında bir şeyler yazmadığı zaman, Shelly Laurenston takma ismi ile seksi kurtlar, aslanlar, kaplanlar ve diğer pençeli yırtıcılar hakkında yazıyordur. New York Times ve USA Today çok satan yazarı Shelly Laurenston ve kitapları hakkında daha fazla bilgiye www.shellylaurenston.com adresinden ulaşabilirsiniz.
G.A. Aiken Kitapları
Dragon Kin Series
#1 Dragon Actually (September, 2008) / Ejderin Aşkı (Mart, 2012)
#2 About A Dragon (December, 2008) / Ejderin Arzusu (Mayıs, 2013)
#3 What A Dragon Should Know (September, 2009)
#4 Last Dragon Standing (September, 2010)
#5 The Dragon Who Loved Me (September, 2011)
#6 Who To Drive A Dragon Crazy (September, 2012)
Supernatural (September, 2012)
Shelly Laurenston Kitapları
Dragon Kin Series
#2 The Distressing Damsel (May, 2006)
Magnus Pack Series
#1 Pack Challenge (July, 2006)
#2 Go Fetch (February, 2009)
#3 Here Kitty, Kitty (July, 2007)
#Novella, When He Was Bad (June, 2008)
Sun, Sand, Sex (June, 2007/ebook – May, 2013/paperback)
Pride Series
#1 The Mane Event (October, 2007)
#2 The Beast In Him (April, 2008)
#3 The Mane Attraction (November, 2008)
#4 The Mane Squeeze (November, 2009)
#5 Beast Behaving Badly (June, 2010)
#6 Big Bad Beast (May, 2011)
#7 Bear Meets Girl (March, 2012)
#8 Wolf With Benefits (April, 2013)
Everlasting Bad Boys (September, 2008)
Belong To The Night (September, 2009)
The Gathering Series
#1 Hunting Season (August, 2010)
How For It (September, 2012)
Bu Harika Kitabı Kazanmak İçin Çekilişimize Katılmayı Unutmayın :)
Diğer Haberler
Neredesin Bernadette? adlı kitabı incelediğimiz incelediğimiz blog turunun dördüncü gününde herkese merhaba :) Bugün blogumda kitap yorumunu okuyacaksınız ama isterseniz önce ilk üç gün neler yapılmış ve neler yapılacak öğrenmek için tur takvimimize göz atalım:)
Yorum: Daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemiyordu. Anlatım tarzıyla, konusuyla karakterleriyle beni büyüleyen bir kitap oldu. Okurken hüzünlendim, gülümsedim , yer yer sinir krizleri geçirdim. Elimden bir türlü bırakamadım.
Kitaptaki karakterlerin çoğu sinir bozucuydu. Hele o Elgie!! O güzel anne ve kızın olduğu ailede çıban gibiydi resmen.
Kitap anlayacağınız üzere Bernadette'in kaybolmasını anlatıyor. Okurken Bernadette ile ilgili binlerce senaryo ürettim. Okurken heyecana kapılıp kafanızda kurcalamamanız imkansız zaten.
Beni tek rahatsız eden şey sonunun yarım bırakılmış hissi vermesiydi. Keşke yazar her şeyi açığa kavuşturup bitirseymiş. Aklımda cevaplanmayan birkaç soru kaldı ve bu rahatsız etti. Yine de kitabın geneline baktığımızda bu o kadar da rahatsız edici değildi. Özellikle anne sevgisiyle ilgili bir kitap okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim sürükleyici ve ve eğlenceli bir kitap.
PUANIM:
Çekilişe katılmak için:
a Rafflecopter giveaway
Diğer Haberler
Blog turumuzun ikinci gününde herkese merhaba! Blogumda kitap Bloğumda kitaptan alıntıları okuyabilirsiniz. Yazarla söyleşi, alıntılar ve daha fazlası için diğer blogları ziyaret etmeyi unutmayın :)
ALINTILAR:
"Uykuya dalıyorsun; uyandığında sadece Craftsman tarzı bir evde yaşamak isteyeceksin, hangi yılda olduğunu umursamayacaksın, tek umurunda olan duvarların kalın, pencerelerin küçücük, odaların karanlı, tavanların alçak olması ve arsada kötü şekilde konumlanmış olması olacak."
"Galer Caddesi o kadar gülünç ki kendi kendini çiğneyerek dördüncü sınıflara Çin'in Tibet halkına uyguladığı soykırımın (aynı derecede yıkıcı olan kültürel soykırımdan bahsetmiyorum bile) Avantajlarını tartışılıyor. Olumlu noktalarından birisinin, doyurulması gereken daha az Tibetli olması nedeniyle dünyanın açlık sorununa olumlu bir katkı yapılması olduğunu savunmalarını isteyecek oldum, ama Bayan Lotterstein söylediklerimi duydu ve buna cüret etmememi salık verdi."
"Bir tabela yaptırmak istiyorum. İki buçuk metreye bir buçuk metre. Üstünde yazılmasını istediklerim şöyle:
ALINTILAR:
"Uykuya dalıyorsun; uyandığında sadece Craftsman tarzı bir evde yaşamak isteyeceksin, hangi yılda olduğunu umursamayacaksın, tek umurunda olan duvarların kalın, pencerelerin küçücük, odaların karanlı, tavanların alçak olması ve arsada kötü şekilde konumlanmış olması olacak."
"Galer Caddesi o kadar gülünç ki kendi kendini çiğneyerek dördüncü sınıflara Çin'in Tibet halkına uyguladığı soykırımın (aynı derecede yıkıcı olan kültürel soykırımdan bahsetmiyorum bile) Avantajlarını tartışılıyor. Olumlu noktalarından birisinin, doyurulması gereken daha az Tibetli olması nedeniyle dünyanın açlık sorununa olumlu bir katkı yapılması olduğunu savunmalarını isteyecek oldum, ama Bayan Lotterstein söylediklerimi duydu ve buna cüret etmememi salık verdi."
"Bir tabela yaptırmak istiyorum. İki buçuk metreye bir buçuk metre. Üstünde yazılmasını istediklerim şöyle:
ÖZEL MÜLK
İZİNSİZ GİRİLEMEZ
Galer Caddesi Uyuzları
Tutuklanacak
Ve Uyuz Hapishanesine Yollanacaklardır "
" 'Derste Antartika'yı işliyoruz,'dedim.'Bütün kaşiflerin günlüklerini okudum ve sunumumu Shackleton üzerine yapacağım.'Sandalyemde sallanmaya başladım.
'İnanamıyorum.İkiniz de olmaz demediniz.'
'Ben senin demeni bekliyordum,' dedi babam anneme.
'Bende senin demeni bekliyordum,' dedi annem.'Çalışman gerekiyor.'
'Aman Tanrım.Bu evet demek!'Sandalyemde zıpladım.' Bu bir evet!' "
"Onunla konuşmayı denedim ama arabanın camları kapalıydı ve beni görmemiş gibi yaptı.Havalı havalı salınan Eşarbı ve kapkara güneş gözlükleriyle sanırsın Fransa first lady'siArabasının camına tıklattım ama o basıp gitti.
Ayağımın üstünden!Acile gittim ve yaralandığımı kabul etmeyen beceriksiz bir doktorla uğraştım."
Ayağımın üstünden!Acile gittim ve yaralandığımı kabul etmeyen beceriksiz bir doktorla uğraştım."
Ve Tur Takvimimiz :)
Diğer Haberler
Ana SayfaBlog Turu































