Son aldığım kitapları iteleye iteleye sığdırdım. Bundan sonra alacağım kitapları nereye koyacağım ise tam bir muamma :(

 Bildiğiniz gibi şubat başında bir çekiliş düzenledim ve kazananı daha duyuramadım. Bunun sebebi derslerimin çok yoğun olması. Bu hafta  içinde çekilişin sonucunu duyurmaya çalışacağım. 

 Ayrıca benim için bir hafta gibi bir süre sonra geri sayım başlayacak. 365'den geriye sayarak üniversite sınavına hazırlanacağım. Hayatıma yön verecek bu önemli sınava hazırlanırken haliyle bloguma ve kitaplarıma daha az vakit ayıracağım. umarım bunu anlayışla karşılarsınız.

 Birden fazla kitabı aynı anda okumayı bir türlü beceremedim. Hep iki kitaba başlarım sonra birisini bir köşeye fırlatır tek kitap okurum. O yüzden çok imrenirim iki kitabı aynı anda okuyanlara. Bugün blog turumuz  için gönderilen Işığı Ararken elime ulaştı. Bende okumaya başladığım Düşesi yarım bırakmak istemiyorum. O yüzden iki kitabı birlikte okumaya çalışacağım. Umarım başarısız olmam.

 Peki siz iki kitabı aynı anda okuyabiliyor musunuz ?

Not: Fotoğraftaki dağınıklılık için kusura bakmayın. Bir test çözüp bir kitap okuyunca masa böyle dağılıyor =D
Zaten günüm berbat başlamıştı. Çünkü kolumu incittim. Okuldan geldikten sonra annemle birlikte tuhafiyeciye gittik. Tuhafiyeciden çıktıktan sonra yolda bir kedi gördüm. Arabaların vızır vızır geçtiği yerin ortasında arka ayakları tutmaz halde öndeki patilerini kullanarak yoldan kaçmaya çalışıyordu. Annem gördüğü an şok oldu. Bu tür olayları kolay kaldıramaz. 

Hemen yanına koştum. Ben gidene kadar etrafına çocuklar birikmişti. O ise sürünerek duran bir arabanın altına saklanmaya çalışıyordu. Hemen çocukları uzaklaştırdım. Sonra anneme baktım. İkimizde ne yapacağımızı bilmiyorduk. Daha önce ezilmiş kediler görmüştüm ama hepsi ölüydü. İlk başta tıslasada başını okşayıp tatlı sözler söyleyince bana yalvarır gibi bir ses çıkardı ve kendini benim ellerime bıraktı. Annem eve götürelim dedi. Oradan da veterinere götürürüz dedi. Ama omuriliğinin kırıldığını düşündüğümüz içinde kucaklayıp götüremezdik. Evimiz yakın olduğu için annem evden bir kutu almaya gitti. Böylece fazla sarmadan yerini kaldırabilecektik.

Annem gittiğinden başından ayrılmadım. Başını okşadım. Mırıldandım. Bu arada da hıçkırıklarını tutmaya çalıştım. Eğer hıçkırmaya başlarsam kediciğe tatlı sözler söyleyip onu rahatlatamayacaktım. Çevreden gelip geçenlerin üzgün sesleriniı duyuyordum. Adamın biri gelip "Ona elini sürme. Mundar o." dedi. Belki  kedi can çekişmeseydi o adama ağzının payını verirdim ama öyle gereksiz bir adam için uğraşmak istemedim. Ben kediyle ilgilenmeye devam ettim. Bir ara nefes alması durdu zannettim . Hıçkırır gibi  bir nefes alınca can çekiştiğini anladım.

Sonra ne mi oldu? Eve getirdim ama maalesef  veterinere götüremeden hayatını kaybetti.  Kesin karar almıştık annemle eğer yaşasaydı tuvalete gidemeyecek bir halde bile olsaydı bakacaktık. 

 Bununla ilgili daha dolu şey yazabilirim. Bununla ilgili birçok insanı eleştirebilirim.Özellikle de o meleğe çarpıp giden canavarı... Ama şu anda bunu yapabilecek gücümün olduğunu sanmıyorum. 
 Bu aralar blogumu çok ihmal ettiğimin farkındayım ama bunun için geçerli sebeplerim var. 


 Okulun meslek dersleri beni çok zorluyor. Tam dikiş nakış bitti diyorum. Ardından kağıt teknikleri geliyor. Olacak iş mi bu ! Çocuk gelişiminin böyle olduğunu bilseydim hayatta kaydımı yaptırmazdım.  Son zamanlarda masam hep bu halde. Okuduğum romanım o kargaşadan gözükmüyor bile :(


      
  İşte bunlarda benim eserlerim(!)

 Normalde blogumda kitaplardan uyarlama filmler hariç izlediğim filmleri paylaşmam. Ama bu filmden bahsetmezsem olmaz.

 Dün akşam tesadüfen bu filmle karşılaştım.Yatmadan önce 5-10 dakika izleyeyim dedim. Filmi kapatmayı bırak film bitene kadar yerimden bile kıpırdamadım. Film bittiğindeyse gözlerim şiş ve ben hıçkırık krizindeydim. Filmde işlenen olayın gerçek olması beni daha da etkiledi.

 Üniversitede görev yapan profesör bir gün bir köpekle karşılaşır ve onu yanına alır. Adını Hachiko koyar. Hachiko profesöre  her gün metroya kadar eşlik eder. Profesörün üniversiteden dönüşünde onu karşılar. Bu böyle bir yıl devam eder. Bir gün profesör üniversitede kalp krizi geçirir ve hayata gözlerini yumar. Hachiko o  akşam sahibinin metrodan çıkıp yanına gelmesini bekler. Ama profesör gelmez. Hachiko yine beklemeye devam eder. Bir gün bekler, iki gün bekler üç gün bekler... Hachiko ölen sahibini tam 10 yıl bekler.  Tam 10 yıl...

 Hachiko 12 yaşına geldiğinde metronun kapısında ölür.


Bu tür olaylar insanlara gerçek sadakati sorgulatıyor. Hangi insan sevdiği birini hiç bıkmadan  10 yıl bekler.  


 İşte Gerçek Hachiko:






Oscar'a layık oyuncu :)


Hachiko'nun metronun önündeki heykeli:







  Daha önce Savannah Serisi'nin 4. kitabı olan İhanet'te baskı hatası olduğunu söylemiştim. Geçen hafta sayfaları basılmayan kitabın gönderimini yaptım. Okuoku bugün bana sapasağlam kitabı gönderdi. Okuoku çalışanlarına yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum :)

   Kitap çok heyecanlı ilerlerken birden sayfanın basılmadığını fark etmiştim.O yüzden okumak için sabırsızlanıyorum. Şu an okudum kitap biter bitmez İhanet'i okumaya başlayacağım. 


  Colored Books'un blogunda düzenlenen "kırtasiyeleşelim mi ?" etkinliğine katıldım. Ayşe Özkan ile eşleşmiştim. Bugün kargo elime ulaştı. Okulların açılmasından dolayı kötü olan günümü renklendirdi. Kendisine bu ciciler için teşekkür ederim :)

  Tüylü kalem şu anda karşımdaki kalemlikte duruyor. Ara ara alıp elime sürtüyorum :D 





 Bu akşam uzanıp güzelce kitabımı okuyacağımı düşünüyordum. Maalesef öyle olmadı. Tam 16 sayfa boştu. Birde öyle heyecanlı bir yerindeydim ki! Baktım okunacak gibi değil. Bu kitabı aldığım okuoku sitesinde ve yakamoz yayınevine durumu bildiren bir mail attım. Umarım olumlu bir cevap alırım. Daha önce böyle bir şey başıma gelmemişti. Moralim o kadar bozuk ki !










 Hayatım boyunca asla iyi resim yapamadım.  Dün deniz kızı Ariel'in resmini çizmeye çalıştım. Ortaya yamuk ve koca kafa bir şey çıktı  :D  Anlaşılan hayatım boyunca güzel resim yapamayacağım.  Yine de yapmaya devam edeceğim. Resim yapmak- her ne kadar kötü de yapsam-  beni çok rahatlatıyor.


 Blogumda bir köpek aldığımdan bahsetmiştim. Sonrasında hiçbir şey yazmadım. Ama Royce'da büyük değişim oldu. Büyüdü ( Sadece enine =D ). Kilo aldı ki aldığımızda aşırı zayıf ve hastaydı. Ve dünyanın en şımarık köpeği oldu.


 En büyük uğraşlarımdan biri Royce'un fotoğrafını çekmek. Maalesef çok zor. Çünkü hiç yerinde durmuyor. Çektiğim 20 fotoğrafın 15'i doğru düzgün pozlar olmuyor. Şu anda bu yazıyı yazarken ayakkabımda Royce beyefendi tarafından katlediliyor :)


  Bende Royce'un birkaç fotoğrafını sizinle paylaşmak istedim:)











Dün ailemize katıldı minik Royce. Henüz iki aylık. Çok şirin. Henüz hiç aşısı oladığı için bahçede kalıyor. Hemen  kendisini sevdirdi . Yalnız Royce'u almak için Pet Shop'a gittiğimde yaşadığım üzücü bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.


Bazı insanlar hayvanlar üzerinden parasını kazanabilir. Bu gayet normal ama onları bir canlı gibi değilde bir mal gibi görmeleri içler acısı. Royce pet shoptaki en sessiz köpekti. Satıcıya onu vermesini söylediğimde sanki gereksiz bir parça kumaş gibi zavallının ensesinden yakaladı. Üstelik bunu Royce'un canını acıtacak kadar kuvvetli bir şekilde yaptı. Tabi annemle ben çığlığı bastık. Adamın umrunda bile değil. Sanki sinek konuşuyor. 


Belkide karşılık vermek istemedi . Çünkü Royce oradaki en sessiz köpekti. Birileri almaz diye korkmuş olabilir. Nede olsa o hayvanlar onun gözünde sadece  mal!


Daha bir çok düşüncesiz insanın zavallı hayvanlara böyle yaptığını bilmek çok kötü. Keşke o insanlara biraz duygu aşılayabilme imkanımız olsaydı.

Okullarda bittiğine göre artık kendime gelmem lazım. Çok düzensiz bir hayatım olduğunu fark ettim ve bunun önüne geçmek için kendime altı maddeden oluşan ufak liste çıkardım.




1. Daha çok not tutacağım.


2. İngilizcemi kitap okuyabilecek kadar geliştireceğim.Böylece yayınevlerinin istediğim kitabı çevirmesini aylarca beklemeyeceğim. İngilizcemi geliştirmek için ise ingilizce kitap okuyacağım. Elimde 59 sayfalık öykü var ilk olarak onunla başlayacağım.


3.Çok sevdiğim kuşum boncuk öldüğünden beri  yeni bir hayvan almayı düşünmüyordum. Ama bir tane köpek alacağım. 


4. Matematiğimi geliştireceğim.


5. Daha çok kitap okuyacağım.


6. Daha düzenli olacağım.