Bugüne kadar çektiğim videoların içinde en zorlandığım video bu oldu. Çünkü tam olarak hakim olmadığım bir konuda video yaptım.

 İyi seyirler :)




 Beni şok eden bir kitap oldu. Güzel olduğunu duymuştum ama bu kadar güzel bir kitap beklemiyordum. Özellikle o son yok mu! Okuduğuma inanamadım resmen.

 Yazarımız kitabında bir yazarı anlatmış. Bu beni çok heyecanlandırdı. Çünkü yazarların kitaplarını okusam da onların hayatları hakkında pek bir şey bilmiyorum ve hayali bir yazar da olsa bir yazarı tanıyacak olmak beni heyecanlandırdı.

 Birde bu kitaba başlarken ciddi korkularım vardı. Çünkü daha önce Fransız bir yazarın kitabını okumuştum ve anlatımını beğenmemiştim ve bu kitapta da böyle olur diye korkuyordum. Biliyorum ön yargılıyım ama böyle düşünmeden de yapamadım. Tabii tüm bu düşüncelerim oldukça gereksiz çıktı :)

 Birde kitabı okurken neden sağ üst köşede Aşk/Macera yazmışlar da fantastik yazmamışlar diye düşünüyordum. Kitabı bitirdikten sonra bu düşünceme bayağı güldüm. 

 Yazarın diğer kitaplarını da merak ediyorum. Eğer diğer kitapları da bu kitap gibiyse tadından yenilmez!

 Okuduğunuz kitapların sizi şaşırtmasını istiyorsanız bu kitabı kaçırmamalısınız.

 PUANIM:



 Sonunda okumaya başlayabildim. Şu anda 23. sayfadayım. Yazar okuyucuyu nasıl meraklandıracağını iyi biliyor. Şimdiden kafamda birçok soru oluştu.



 Benden önce annem alıp okudu. Annemin pek hoşuna gitmedi. Umarım annemle aynı görüşleri paylaşmam :)


Uzun zamandır bu kitabı alıp okumak istiyordum ama tam sipariş edecekken son anda karar değiştirip başka kitap aldım. Ne zaman sevgili Büyülü Ayraç ile kitap takası yaptım işte o zaman bu kitabı geciktirmekle ne büyük bir hata yaptığımı anladım.

 Sağdan Birinci Mezarı bitene kadar elimden bırakamadım. Öyle ki "Okumaya Başladım" yazısını bile yazamadım.

 Kitabı okumaya başladığımda kafamda birçok soru dönüp dolaşıyordu. Çünkü yazar karakterimiz Charley nedir ne değildir açıklayana kadar canım çıktı. Tamam bu süre uzun değildi. Yani kitabın yarısına kadar falan sürmüyordu. İlk 10-20 sayfa için geçerliydi. Ama diğer fantastik romanlarda karakterin bilmediği bir şeyi bilmemek biraz garip geldi. Tabi bu kitaba kendimi daha çabuk kaptırmama da sebep oldu.

 Kitabın en sevdiğim özelliği kadın karakteri sevebilmem -ki bu çoook nadir olur. Karakterimiz Charley oldukça güçlü bir karakter. Peki dolu güçlü karakter var. Neden Charley? Çünkü Charley güçlü olmanın yanında insani özellikleri de bol bol barındırıyor. Yeri geldiğinde oturup hüngür hüngür ağlayabiliyor. Bazı kitaplardaki gibi bana bir şey olmaz, ben yıkılmam havalarında değil yani.

  Birde Reyes var. Ah Reyes Ah! Kitabın sonuna kadar ne ayak olduğunu anlayamadım ama kitapta her göründüğünde heyecanım tavan yaptı. İyi mi kötü mü ne olduğu belli olmayan karakterlere karşı bir hayranlığım var galiba benim.

 Şu anda bomba gibi bir seriye başlamanın mutluluğunu yaşıyorum. Şu sınav saçmalığı biter bitmez serinin ülkemizde çıkmış olan iki kitabını alacağım :)

PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:



 Bu seriye veda ederken ağlayacağımı, kitabı bitirdikten sonra birkaç gün boyunca kitabı kafamda evirip  çevireceğimi düşünüyordum ama öyle olmadı. Son kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. 

 Yazarın diğer kitapları bir sonrakinden daha güzel olduğu için böyle düşünüyordum ve bomba gibi bir son bekliyordum.

 Beni en çok rahatsız eden şeyle başlamak istiyorum. Bu ne diye soracak olursanız Aşk Üçgeni. Diğer kitaplarda gayet dozunda verilen aşk üçgeni Liderde oldukça abartı seviyedeydi. Sürüler birbirine girmiş, etraf kan göleti olmuş. Bizimkilerin aklıysa aşkta. Haliyle bu durum baydı.

 Faythe bu kitaba kadar çok sevdiğim nadir kadın karakterdi. Liderle bu özelliği kaybetti. O kadar kendini beğenmiş davrandı ki tüm sevgimi alıp götürdü.

  Şimdi bu kadar saydırdım ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler. kitap kötüydü ama serinin geneline bakınca iyi bir seriydi. Okuduğum için pişman olmadım ama şu final kitabı daha iyi olabilirdi sanırım.

PUANIM:
Sırf dövüş sahneleri için verdim bu puanı. Yoksa ikiden fazlasını vermezdim.




Okumaya kıyamıyorum resmen. Bir başlayayım dedim. 160. sayfaya gelivermişim. Bu seriye veda etmek çok zor olacak :(



  Aslında pek fazla bir şey söylemeye gerek duymuyorum. Yazar Judith McNaught sonuçta :) 

  Mutluluku yazarımızın diğer kitapları gibi elime aldığımda bırakamadım. Koskoca 550 sayfalık kitap hemen bitiverdi. 

  Kitapta en sevdiğim özellik kızımızın kafasına koyduğunu yapmasıydı. Bu tarz güçlü kadın karakterlere bayılıyorum.

  Erkek karakterimiz Ian ise beni çileden çıkardı. Adam ne kadar zeki olursa olsun ön yargılarıyla her şeyi batırıp durdu. Bir kere bile zavallı kızcağızı dinlemedi. Hele bir de zeki olmayıp olayları çabuk kavramasaydı kafayı yerdim herhalde.

   Kitabın içeriğini çok beğensem de o kapak beni okurken çok rahatsız etti. Bari kapağa birini koyuyorsunuz adam akıllı karakterlere benzeyen birini koyun kardeşim. Kitaptaki kız sarışın ama kapaktaki kız esmer! Bu tür detaylar beni çok rahatsız ediyor.


PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:





  Bu kitabı geç okuyorum diye pek azar işitmiştim :D Kitabı okuduktan sonra bu azarların ne kadar yerli olduğunu anlıyorum. Bu kitap okunmaz mı! İlk defa bir tarihi aşk kitabını bu kadar çok sevdim.

  Yazarımızın daha önce günümüz aşk kitabını okumuştum ve biraz hayal kırıklığına uğramıştım.  Şimdi neden bu kadar çok hayranı var anlıyorum. Yazar kitap yazmamış, bildiğin destan yazmış.  

  Tarihi aşkları okuduğumda bir süre sonra unuturum. Diğer tarihi aşklarla birbirine karıştırırım. Düşler Krallığından sonra asla unutmayacağım ikinci tarihi aşk kitabı  Gelin olacak.

  Kitap harika ama anlaşılan yayınevi kitabı pek önemsememiş gibi. Çünkü çeviri o kadar baştan savma ki! Çoğu zaman kim konuşuyor yahu diye şaşırdım. Saçma yapan yerlerde - konuşmanın ortası gibi- yeni bir paragrafa geçilmiş. Normalde bu tür çeviri hatalarını çakmam bile. Eğer ben bile bu kadar rahatsız oluyorsam diğer okuyucuların vay haline.

  Buna rağmen okunur mu demeyin bu kitabın yarısı çevrilmemiş olsa yine okurdum. Bir sonraki alışverişimde yazarın diğer tarihi aşk romanlarını da alacağım.
Alın Okuyun Ve Okutturun !


PUANIM:


Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:


Görüldüğü gibi hala Bir Geyşanın Anılarının etkisindeyim :)
 


 Annem eline aldı ve bitirmeden elinden bırakamadı. Hal böyle olunca bende bu kitabı okumayı ertelemeyeyim dedim. Umarım Gelin yazarın günümüz aşk kitaplarından daha kaliteli çıkar.



  Daha önce filmini izlemiştim ve hayran kalmıştım ama kitabına karşı çok ön yargılıydım. Çünkü Japon kültürü hakkında hiçbir şey bilmediğim için anlamayacağımdan korkuyordum.

  Beklediğin gibi anlamadığın yer oldu mu diye sorarsanız hayır olmadı. Bu belkide filmini izlemiş olmamdan kaynaklanıyor  olabilir, bilemiyorum. 

  Yazar harika bir anlatım sergilemiş.  Kitabı okurken kendimi o kadar çok kaptırdım ki sonunda karakterlerin kurgu olduğunu öğrendiğimde büyük şok yaşadım. Ancak bir Geyşa o dünyayı bu kadar iyi anlatabilir diye düşünüyordum. Çünkü tanımadığım bir yer hakkında o kadar iyi tasvirler yapılmıştı ki sanki zaman zaman o sokaklarda yürüyormuşum gibi hissettim.

  Bu kitabı sevmemin en büyük sebeplerinden biri de saçma sapan mutlu sonlarla veya çok hüzünlü sonla bitmesi yerine gerçek yaşamda karşılaşabileceğimiz gibi hem iyi hemde kötü yönlerini görebileceğimiz oldukça mantıklı bir sonla bitmiş olması.

  Bu arada kapağını çok beğendiğimi söylememe gerek yok sanırım :D

  Bir Geyşanın Anıları beni çok etkileyen ve ara ara dönüp tekrar sayfalarını karıştıracağım bir kitap. Ve tabi ki gözüm kapalı herkese tavsiye ediyorum.

PUANIM:


 Vefa Enver'i her yerde duyuyor ve geniş bir hayran kitlesinin olduğunu biliyordum. Haliyle kitaplarını çok merak ediyordum. 

  Daha önce çok popüler olan Türk yazarları okuyup hayal kırıklığına uğramıştım. O yüzden Çocuk Da Yapamadım Kariyer De'ye başlarken büyük bir beklentim yoktu. Vefa Enver beni bu konuda oldukça şaşırttı. İlk defa bir Türk yazarın kitabını bu kadar sevdim. Yazar sahip olduğu hayran kitlesini - ve kesinlikle daha fazlasını- hak ediyor. 

 Romantik komedi türündeki bu kitap  bir romantik komediden beklenecek tüm özellikleri barındırıyor.Bolca güldürüyor, yer yerde hüzünlendirmeyi başarıyor. 

 Kitabımız üç arkadaşın arkadaşlıklarını ve aşk hayatlarını anlatıyor. Benim kitaptaki favori karakterim Aslı oldu. Utangaç sıkılgan halleri sayesinde bol bol eğlendim. Ve ilk defa okuduğum Türk kitabında beni tarihi aşk kitaplarındaki erkek karakterler kadar etkileyebilecek bir erkek karaktere rastladım. 

 Eğer sizde romantik komedi  seviyorsanız bu kitap tam size göre. Romantik komedi için ayılıp bayılmayan ben bile Vefa Enver'i favori yazarlarım arasına ekledim. Gerisini siz düşünün ;)

PUANIM:


   Ejder Serisi benim en sevdiğim serilerden biri.O yüzden kitap yorumuna başlamadan önce seriden biraz bahsetmek istiyorum. Öncelikle bu seriden çok fazla şey beklerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız .Evet, çok eğlenceli ama bir ateş serisi gibi bağımlılık yapan bir seri beklememelisiniz. Bu seride benim beklediğim bolca eğlence.  

 Kitabımıza geçecek olursak bu kitap serinin diğer kitaplarından birkaç tık aşağısındaydı. Bunun en büyük sebebi kitapta kopuklukların olmasıydı. Biz Gwenwael'in kitabını okumayı beklerken sürekli Annwyl'in sarayına gittik geldik.  Hele kitabın sonlarına doğru sadece Annwyl'den bahsedildi. Yazar ilk kitapta yeterince bahsedemediğini mi düşündü bilmiyorum ama bu durum beni çok rahatsız etti. 

 Gwenvael beklediğim gibi beni bolca güldürdü. Söz konusu Gwenvael olunca gülmemek elde değil zaten. Kitabın konusu hakkında hiçbir fikre sahip olmayan annem bile arka kapak yazısını okuyunca güldü. 

 PUANIM:

 Okurken Dinlediğim Müzik:
  
Kitapla alakasız bulduğum bir müzik.  Ama okurken bunu dinledim. gerçi söz konusu Amy Lee olunca her yer ve her durumda dinleyebilirim :)

 Herkese Merhaba! Bugün  bayıla bayıla okuduğum Araf kitabını çekilişle iki kişiye hediye edeceğim :) Benim Araf hakkındaki düşüncelerime göz atmak isterseniz buraya tıklayın.

KitapTanıtımı:

IŞIĞIN OLDUĞU YERDE, KARANLIK DA VARDIR.

Nina, babasının ölümüyle kendisini Providence’ta varlığından hiç haberdar olmadığı bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Babasının cenazesinin olduğu gün otobüs durağında tesadüfen karşılaştığına inandığı çekici, karşı konulamaz Jared ile yakınlaşmasıysa Nina’nın hayatını tamamen altüst eder.



Jared ile Nina’nın birbirlerine âşık olmaları işleri tamamen zora... sokar. Jared, Nina’yı sadece babasının düşmanları olan insanlardan değil, kendi soyundan olan yarı meleklerle Cehennem’deki Şeytanlar’dan da korumak zorunda kalır. Jared ile Nina’nın birlikte olabilmek için kaderlerine karşı gelip düşmanlarını alt etmeleri gerekir.

Tatlı Bela ve Ayaklı Bela romanlarıyla olay yaratan Jamie McGuire, bu kez farklı bir seriyle karşımıza çıkıyor.

Providence üçlemesinin ilk romanı Araf, devamını merakla bekleyeceğiniz fantastik bir aşka sahne oluyor.
 


Bol Şans :)

 İlk kitap benim çok sevdiğim bir yazar olan Judith'e ait İçinde Aşkı Saklı. Bu kitabı uzun süredir okumak istiyordum.Öncelikle İçinde Aşk Saklı diğer Judiht kitaplarına göre bir tık daha aşağıdaydı.Tabi yine ayılıp bayılarak okudum orası ayrı.

 Judiht öyle gıcık bir erkek karakter yaratmış ki okurken sinirlerimi zıplatıp durdu. Okumayanlar için bir şey söylemeyeceğim ama okuyanlar hangi bölümlerde sinirlendiğimi anlamıştır zaten.

   Bu arada hemen Vikipedi'den yararlanarak birkaç şey söyleyeyim.Westmoreland Serisi'nin ilk kitabı İçinde Aşk Saklıymış. ama ben ilk olarak Düşler Krallığını okudum. Hatta o kadar çok sevdim ki köpeğimin adını oradaki erkek karakterin adı olan Royce koydum :D

Serinin iki kitabı Türkçeye çevrilmedi.Türkçeye çevrilenlerden okumadığım bir kitap kaldı .Onu da kitap fuarında alacağım.

PUANIM:





 Jamie McGuire Tatlı Bela'dan sonra bizi hiç hayal kırıklığına uğratmadan harika bir kitap olan Araf ile karşımızda!  Yazarımız birbirinden oldukça farklı huylara sahip erkek karakterleri bize sevdirmeyi başarıyor. 

 Tatlı Bela'yı okuyup Travis gibi asi birini bekleyenler çok şaşıracaklar. Hayal kırıklığına uğrayacaklar demiyorum çünkü "Travis Travis !" diye bağıranların hepsi bu kitaptan sonra Jared diye deli divane olacaklar.

 Daha önce hiç meleklerle ilgili bir kitap okumamıştım. Bunun sebebi arkadaşımın elinde gördüğüm Fısıltı adlı Alacakaranlık'ın kopyalanıp melek versiyonuna dönüştürülmüş kitabı görmemdi .Haliyle bir önyargı oluştu bende. Araf'tan sonra meleklerle ilgili kitaplara bakış açık değişti :D

 Yazarımız Tatlı Bela'da gördüğümüz üzere konuyu üniversiteli bir kızın etrafında oluşturmuş. Tabi  Bu üniversiteli kızımın kendisinin bile bilmediği tehlikeli bir hayata sahip. Ne diyorsun diyenler için gidin kitabı okuyun . SPOİLER YOK :D

PUANIM:


 Kiler indiriminden iki tane Julie Garwood kitabı almıştım. İlk olarak Ateş ve Buzu okumuştum ve beğenmediğim için büyük hayal kırıklığına uğramıştım. O yüzden aldığım ikinci Julie Garwood  kitabına elim bir türlü gitmiyordu. 

 En sonunda kendime bu böyle olmaz, al oku da ikilemden kurtul dedim. Ve iki kitap arasında dağlar kadar fark olduğunu fark ettim. Ateş ve Buzu ne kadar beğenmediysem Baharı Beklerkeni de bir o kadar beğendim. 

 Bunun en büyük sebebi Baharı Beklerken sunduğu şeyi veriyordu. Yani aşk! Hatta fazlasıyla vardı.Bunun yanında polisiye macera konusunu da gayet başarılı bir şekilde harmanlamış. Bir yandan doya doya aşk kitabı okurken bir yandan da polisiye kitabın heyacanına katılıyorsunuz.

 Kitabı alacak olanlara tavsiye sakın gidip de kitabın arkasını okumayın. Şimdi göz attım da arka kapak yazısı bildiğin kitap özeti çıkarmış! İyi ki kitapların arka kapak yazısını okumuyormuşum dedirtti.

 Karakterlerin özellikleri çok iyi bir şekilde aktarılmış ve kitaptaki karakterler basit bir tip izlenimi uyandırmıyor. Bu durum kitaba kendimi kaptırmamda çok önemli bir unsur oldu.

 Benim gibi günümüz aşk kitabı sevmeyen birinin bile bayılarak kendini okutturdu bu kitabımız. Kitabı okurken işte bizim tanıdığımız Julie Garwood bu diye bağırasım geldi  :D

PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Müzik:
Uzun zamandır kitabı okulda teneffüs aralarında falan okuduğum için müzik dinleyerek okuyamıyordum .Sonunda bu kitapta müzik dinleyerek de okuyabildim :D

( Kendisi aynı zamanda bu aralar taktığım şarkıdır :D )


 Ateş ve Buz'u sevememiştim. O yüzden bu kitaba başlarken tereddütlüyüm. Çünkü Zaten günümüz aşk kitaplarını kolay kolay sevemiyorum. Benim günümüz aşk romanını sevebilmem için güçlü bir konusu olmalı. 

 Umarım Julie Garwood bu kitabıyla beni hayal kırıklığına uğratmaz.

 Siz bu kitabı okudunuz mu? Julie Garwood hakkında ne düşünüyorsunuz ?


 Ülkemizde çıkmadan önce yurt dışında bolca ses getirdiği için bende kapağını görüp merak etmiştim. Bildiğiniz gibi uzun süredir arka kapak yazılarını okumuyorum. Umutsuza da arka kapak yazısını okumadan başladım. Ben fantastik bir kitap bekliyordum Neden öyle bir beklenti içine girdim bilmiyorum :D ). Ama Kitap fantastik değil.

 Beklentilerimin kat kat üstüne çıkan bir kitap olduğunu başta belirteyim. Ben kitabın sadece hoş okunabilir akıcı olmasını beklerken bir baktım Umutsuz favori kitaplarımın arasında kendine yer kapmış.

 Kitabımızın konusuna gelecek olursak Sky (başkahraman) oldukça tuhaf olan üvey annesiyle birlikte yaşamaktadır. Sky birgün markette Dean( kitabımınız taşı) ile karşılaşır ve Sky'ın bir anda tepetaklak olur. Dean ile tanışan Sky geçmişini sorgulamaya başlar.

 Yazar Sky'ın düşüncelerini, acılarını çok güzel bir biçimde kaleme almış. Bu kitabı okuyup da duygulanmayan insan evladı var mıdır bilmiyorum. Yazar size duygu seli yaşatıyor.  Hele o kitabın sonlarına doğru içim parçalandı. O kadar üzüldüm ki bir anda kendimi dünyada bu olayları yaşamış kaç kişi vardır diye düşünürken buldum.

 Gözüm kapalı tavsiye edeceğim bir kitap. Serinin ikinci kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim :)

PUANIM:

Herkese Merhaba!

 Heyecanlı Tuğçe dayanamadı ve tur takviminden bir gün önce videoyu yayınlamaya karar verdi :)

İyi seyirler :)





Bu güzel Kitabı kazanmak için çekilişe katılmayı unutmayın ;)

a Rafflecopter giveaway